Süperkulup Süper kulüp
Süper kulup mazagin sayfamıza hoşgeldiniz en son dedikodular ve magazin haberleri ile burada olacagiz.
Süper kulup mazagin sayfamıza hoşgeldiniz en son dedikodular ve magazin haberleri ile burada olacagiz.
Seslimekan.tv tanıtım;
Seslimekan.tv sitemiz seslimekan gruplarını bir araya getirmek amaçlı açılmıştır. Seslimekan resmi web sitesi olan sitemizde iyi eglenceler ve hoş sohbetler dileriz.

Sunucu: Meral Kaplan
Türkiye’nin en renkli magazin programı…
Kim, kiminle, nerede, ne zaman ve nasıl yakalandı?
Ünlüler dünyasından çok özel haberler, flaş gelişmeler, müthiş ayrıntılar!
Meral Kaplan’ın sunduğu “Süper Kulüp” Pazar 23.00′da FOX’ta!

Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen “Türkiye Mankenler Kraliçesi” (Miss Model of Turkey) yarışmasını Sevcan Yaşar kazandı.
Türkiye’yi Kasım ayında Çin’de düzenlenecek Dünya Mankenler Kraliçesi (Miss Model Of World) yarışmasında Sevcan Yaşar temsil edecek.
Sunuculuğunu Toprak Sergen ve Ece Filiz’in yaptığı yarışma, Bodrum Kefaluka Otel’de düzenlendi. Organizasyon Komitesi Kurucu Başkanı Çevik Suha Alpaylı, yarışma öncesinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Mankenler Kraliçesi Yarışması”nın bu yıl 23′üncü defa düzenlendiğini belirtti.
Dünya Mankenler Kraliçesi Yarışması’nın ise bu yıl kasım ayında Çin’de yaklaşık 60 ülkenin katılımıyla yapılacağını belirten Alpaylı, bu geceki yarışmada dereceye giren mankenlerin de değişik tarihlerde Türkiye’yi uluslararası yarışmalarda temsil edeceğini kaydetti.
Alpaylı, yarışmanın, bu yıl Bodrum’da yapılmasından mutlululuk duyduklarını belirterek, “Bu yarışmaya katılan mankenlerimizin en büyük kazancı sevgi, dostluk ve arkadaşlığı pekiştirmeleri oldu. Bu yarışma güzellik yarışması değil, meslek yarışmasıdır” dedi.
Aralarında sanatçılar Reyhan Karaca, Hande Yener, mankenler Tuğba Özay ve Ece Gürsel gibi isimlerin yer aldığı jürinin başkanlığını Çevik Suha Alpaylı yaptı. Gecede, Hande Yener, Reyhan Karaca, Ece Gürsel ve Tuğba Özay şarkı söyledi. Yarışmada, birinciliği kazanan Sevcan Yaşar, Türkiye’yi kasım ayında Çin’de düzenlenecek “Miss Model of World” yarışmasında temsil edecek.
Yarışmanın “Birinci Nedimesi” İzel Gölcük, “İkinci Nedimesi” Seda Aslan, “Üçüncü Nedimesi” Özgü Öcal ve “Dördüncü Nedimesi” ise Deniz Şimşek
oldu. Gecede, Eski Devlet Bakanı ve Ak Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen, sanatçı Hande Yener’e çiçek ve plaket verdi.

Demet Akalın Bursa Suare’de sahneye cesur bir kostümle çıktı..
Jartiyerli bir kostümle Bursalı hayranlarının karşısına çıkan Demet Akalın, yeni ve eski albümünde yer alan parçaları seslendirdi.

Fotoğraf sanatçısı Niko Guido’dan çok eşliliğe “EVET”.
Bu konuda yapmış olduğu fotoğraf çekimiyle “Çok eşlilik yasal olsun” diyen Sibel Üresin’e ironik bir destek veren sanatçı “Eğer eşitlik ilkesi anayasamızda mevcutsa, çok eşlilik her iki cinsiyet için de gündeme getirilmelidir” dedi.
21. yüzyılda böyle bir yaşam tarzının Türkiye’de tartışmaya açılmasını şaşkınlıkla karşıladığını ifade eden sanatçı, “Seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında Fransız ve İtalyan kadınındanz 11 sene önce elde eden Türk kadını, böyle gerici bir konunun gündeme getirilmesini haketmemektedir” dedi.
Seslimekan sesli sohbet sitesinde olan olaylar yüzünden seslimekan sitesi cezaya girmiştir sesli mekan a yazık oldugunu düşünüyoruz.
Bülent İnal, bir süredir beraber olduğu Melis Tüysüz’le İstinye Poligon Avcılık ve Atıcılık Kulübü’nde dünyaevine girdi.
Okan Bayülgen’in yönetmeni Reyhan Tüysüz’ün kızı olan 25 yaşındaki Melis Tüysüz’le 38 yaşındaki Bülent İnal’ın sade düğün törenine Yılmaz Erdoğan, Yeşim Salkım, Bergüzar Korel ve Halit Ergenç’in yanısıra Okan Bayülgen katıldı.

File çoraplar her kadın için şık ve seksi görünmenin vazgeçilmez ayrıntılarından biri. İşte file çorap giymekten asla vaçgeçmeyen ve bunu kendine yakıştıran ünlülerb.
Danielle Lloyd
Dünyanın en gözde iri beden mankenlerinden biri olan Crystal Renn artık bu özelliğini kaybetti.Farklı ve daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyen Renn zayıfladı ve tanınmayacak kadar değişti. Bu haliyle dergilerin ve modacıların da ilgisini çeken Renn son olarak Vogue dergisinin Meksika edisyonuna kapak pozu verdi.
vet iki beden küçüldüm” diyen Renn, “Gençlik yıllarımdan beri ilk kez kendimi egzersiz yapmaya hazır hissettim ve sanırım bunun bağımlısı haline geldim” diye konuştu. Güzel manken kimi zaman günde 8 saate kadar ulaşan sürelerle spor yaptığını söyledi.Crystall Renn, düzenli ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirdiğini yoganın da yardımıyla kilo verdiğini sözlerine ekledi.
Crystal Renn bugün dünyanın en iyi büyük beden mankenlerinden biri. Ama 1986 doğumlu manken bundan 10 yıl önce yani 13 yaşındayken zayıf olmak uğruna neredeyse ölümün kıyısına kadar gitmiş.
“Çok Güzel Hareketler Bunlar” programıyla ünlenen genç oyuncular Büşra Pekin ve Murat Eken, uzun süredir devam eden ilişkilerine geçtiğimiz haziran ayında son vermişti.
* Pekin, barıştıkları iddiasına Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yanıt verdi: “Haziran ayından sonra tekrar bir araya gelmedik. Ama aynı ekipte yer alıyoruz ve hâlâ arkadaşız.”
Şimdi hem oyuncu, hem senaryo yazarı hem de yönetmen olarak karşımızda… Yorgun, yıpranmış ama tutkusu devam eden bir aşkın konu edildiği filmde başrolü eşi Arzum Onan’la paylaşan Aslantuğ ile filmi, oyunculuğu, yönetmenliği ve bu gösterişli ama bir o kadar da acımasız dünyada mutlu bir aile olarak kalabilmeyi nasıl başardıklarını konuştuk.
“Aşkın İkinci Yarısı”nı sizlerle birlikte özel gösterimde izleme fırsatı buldum. Sizi bu kez sadece oyuncu değil, senaryo yazarı ve yönetmen olarak da görüyoruz. Film yönetme fikri nereden çıktı?
- Aslında bu, 1996-97’de devam eden “Sıcak Saatler” adlı dramayla başlayan bir şey. Ani verilmiş bir karar değil yani… Benim gönlüm daha çok mutfaktan yana. Aktörlük çok umrumda değil.
Film neyi anlatıyor?
- “Aşkın İkinci Yarısı” devrilmiş bir aşk hikayesini anlatıyor. İlişkilerine bereketi yansıtmakta sıkıntı çeken insanların birbirlerini kaybetmelerine dair bir öykü… Bu onların yaşadıkları ilişkiyi düzenleyip düzenleyememeleriyle alakalı bir şey değil. Aslında bu çevre faktörlerinin de çok boğduğu, dolayısıyla o boğulmanın içeriye de yansıdığı bir hikaye. Birkaç sahnede referans anlatımlarımız var, ilişkinin geçmişten bugüne nasıl darbe aldığına dair. İkincisi bu ülkeye dair umudumuzu, umutsuzluğumuzu minik bir eda ile anlatıyor. Göç, üçüncü katmanda ırk, dil meselesine çok hafif dokunuyoruz. Bir de tabii temelde bir çocukla tanışmak ve bir çocuğun anne ya da babası olmak… Burada adamı sürpriz bir babalıkla tanıştırarak nelerde yanıldığını, neleri pas geçtiğini ya da neleri dert ederek bir ilişkiyi kolaylıkla dışarıda bıraktığını da anlatmaya çalışıyoruz.
EGOMUZ AĞIR BASSA
AYRILIK KOLAY OLUR
Film gösteriminde oğlunuz Can’la da tanıştım. Çok sağlam bir baba-oğul ilişkiniz olduğunu duymuştum, bendeki duygu da aynı oldu. Bu filmde ise kızıyla yıllar sonra tanışan ve ona babası olduğunu bile söyleyemeyen, pişmanlıkları olan bir adamı camlandırıyorsunuz. Baba olmak ne anlam ifade ediyor sizin için?
- Biz Arzum’la 16 yıldır müşterek bir hayatı paylaşıyoruz ve bir çocuğumuz var. Eğer ışıkların altında durmak, mesleki hırslar ya da başka telaşlar evin, ailenin önüne geçerse, çok rahat kopabiliriz. Demek ki bu iş emek istiyor. Egomuzu cebimize koyar devam edersek bitiş kolay olur. Oysa bizi köşe başında bekleyen büyük aşklar, dostluklar yok. “Aşkın İkinci Yarısı” da bunları biraz dert etmiş, bunları minör anlatan, cümlesi de çok büyük olmayan bir iş…
15 yıl sonra eşinizle birlikte tekrar kamera karşısında olmak nasıldı? Neler değişmiş o günlerden bugünlere?
- Arzum 40’ına yaklaşıyor, tabii ki artık çok daha olgun bir kadın var karşımda. Bu arada biz son 10 yıldır babalar günü ya da sevgililer gününde fotoğraf vermemeye özen gösterdik, ilişkimizi kimsenin gözüne sokmak istemiyorduk çünkü.
Kötü bir şey mi örnek çift gösterilmeniz?
- Kontrol kaçınca çok tehlikeli. Sizin kalbinizde olmayan göstermeci bir tavır gibi… “Bakın biz” falan.
Peki bu filmde birlikte oynama konusunda iki kere düşünmediniz mi?
- Bu filmde niye bir araya geldik, onu anlatayım öncelikle. Devrilmiş bir aşk hikayesinin geçmişiyle alakalı referans fotoğrafları bu hikayenin ihtiyacıydı. Ayrıca Arzum Onan’ın oyunculuğu, tavrı, fiziksel özellikleri bir yana kameranın çok sevdiği bir illüzyonu da var.
ARZUM YETENEKLİ
BİR OYUNCUDUR
Yönetmen Mehmet Aslantuğ olarak cevaplarsanız, oyuncu Arzum Onan nasıldı sizce?
- Arzum’un oyunculuğunu beğendim. Benim çok sevdiğim minimal oyunculuğa, cömertliğe Arzum’un kalbi de, yeteneği de çok yatkındır.
İlişkinizi göze sokmamak için özel günlerde poz vermediğinizi söylediniz. Ama bu filmde birbirini seven iki insanı canlandırıyorsunuz. Bu kaygıdan nasıl ve ne zaman kurtuldunuz?
- Bu bir filmdi. Dolayısıyla algıyla, imajla ilgili bir telaş yaşamadık. Ayrıca bu aşk hikayesinin geçmişten kalan malzemesi çok lazım olacaktı. Zamanda geriye gidebilmek için eski fotoğraf ve videolarımızı filme koymak istedim. Ben 49 yaşımı bitirdim, şimdi 30’a nasıl giderim, kandırabilir miyim seyirciyi? Ama bizim elimizde o malzeme görsel olarak vardı. Bunlar hatrı sayılır gerekçeler. Ayrıca ben Arzum’un ifadesini, oyunculuğunu çok severim ve iyi bulurum. Uykusuz saatlarce çalışabilir ve şikayetleri yoktur, bunu sadece ben değil diğer ekip arkadaşları da iyi bilir.
FİLM 2,2 MİLYON
DOLARA MÂL OLDU
Çok yatırım yaptınız mı bu filme? Görüntüler maliyetin epey yüksek olduğunu gösteriyor gerçi…
- Yaptım. Film çekmek hakikaten maliyetli. Üç haftada bir film çekemezsiniz, o mutlaka sırıtır. Biz de sekiz, sekiz buçuk hafta sahada aktif kaldık. İki oyuncu iki mekanda çalışsanız da olmuyor.
Maliyet konusunda 2.5 milyon dolarlardan bahsediliyor.
- 2’yi aştığı doğru… 2,2 milyon gibi oldu.
Bu para geri gelir mi gelmez mi önümüzdeki günlerde göreceğiz. Gelmezse küser misiniz bu işe yoksa aynen devam eder misiniz?
- Küsmem. Ama devamlılık önemli biz yılda iki film çekebilmeliyiz atölye olarak. Bence bir film bu kaç yapar ne yapar diye kurulmaz, bağımsız sinema kurmuyor iyi ki de varlar. Geri dönemezse nolur, ne yapalım geri dönmemiştir, bir daha gücümüzü toparlar bir daha yaparız.
Filmde yaralı bir baba kız ilişkisi var. Ve ben filmin özellikle ikinci yarısında gözyaşlarımı tutmakta zorlandım. Ağlatmalıyız diye bir kaygınız oldu mu? Olmadığını tahmin edebiliyorum gerçi ama!
- Öykü zorluyordu ama ben topa basmaya çok dikkat ettim. Konu ajitasyona çok müsait durmasına rağmen tercih etmedim. Hatta bundan biraz utanırım da. Fazlası olursa filmin ruhuna zarar veriyor.
Son olarak bir sonraki projenizi öğrenebilir miyiz?
- Sanırım serüvenin de bulaştığı bir senaryo öne geçecek. O da bir iki yıldır gözümü diktiğim bir çalışmaydı. Mardin’de çekmek istiyorum. Bilindik Güneydoğu meselesi değil ama…
ŞÖHRET BELALI İŞ
ONDAN KORUNMAK GEREK
Yönetmenlik mi, oyunculuk mu ağır basar ileride?
- Aktörlüğe haksızlık etmek istemiyorum ama yönetmenlik… Uzun zamandır böyle düşünüyorum. İfadede ona daha çok ihtiyacım var galiba.
Şöhret mi başarı mı desem peki?
- Başarı burada değeri temsil ediyorsa elbette başarı… Şöhret, bugün var yarın yok. Varken de paralize edebilir kafaları, karıştırabilir, dolayısıyla şöhreti taşıma meselesinde de çok dirayetli olmak gerekir. Şöhret biraz belalı iş, ondan korunmak lazım!
Televizyonu sinema için kullanmayı düşünür müsünüz? Çok inanmadığınız bir diziyi, filminize kaynak sağlamak için kullanır mısınız mesela?
- Ben onu yapamıyorum. Yoksa son 15 yılda sadece üç projede yer almaz, üç-dört yıl boşta kalmazdım
Çeşme’de yıldırım nikâhı kıyan ve aynı hızla boşanan Özge Ulusoy’la Ferruh Taşdemir yeniden birlikte. İstanbul’da objektiflerden uzak duran çift, Paris tatilinde çekilen samimi fotoğraflarını Facebook’a yükledi.
Ayrılık uzun sürmedi
Özge Ulusoy ve Ferruh Taşdemir, geçtiğimiz yaz Çeşme’de sürpriz bir kararla yıldırım nikâhı kıymıştı. Ancak Ulusoy, annesinin düğünü basması ve evliliğe karşı çıkması üzerine apar topar İstanbul’a dönmüş ve boşanma davası açmıştı. Boşanmaları da evlenmeleri kadar hızlı olan çift, ayrılığa fazla dayanamadı ve kısa sürede yeniden bir araya geldi.
Yeni başlangıçlar…
İstanbul’da objektiflere yakalanmamak için çaba gösteren ikilinin Şeker Bayramı’nı birlikte Fransa’da geçirdiği ortaya çıktı. Paris’te baş başa tatil yapan ikili, romantik anlarını fotoğraflayarak ölümsüzleştirdi. Taşdemir, bu kareleri Facebook’taki sayfasına da yükledi. Ve siteye şu notu düştü: “Yeni başlangıçlar, güzel günler beni bekliyor!