Gazeteci İsmail Saymaz’ın Halk TV’deki köşe yazısında açıkladığı çarpıcı detaylar, devletin dijital sistemlerinin nasıl istismar edildiğini ortaya koydu.
Sahte Diplomalardan Sahte Vatandaşlıklara
İlk olarak geçtiğimiz aylarda gündeme gelen “sahte diploma çetesi”, devlet üniversitelerinin ve YÖK'ün dijital altyapısına sızarak, ücret karşılığında sahte mezuniyet belgeleri, yükseltilmiş notlar ve akademik unvanlar oluşturdu. Aralarında “doçent” ve “profesör” unvanı alan 400’den fazla kişinin olduğu iddia edildi. Ancak bu iddialar Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yalanlandı.
Bu skandalın yankıları sürerken, daha büyük bir vurgunun perde arkası ortaya çıktı: Sahte değerleme raporları ve e-imzalarla yapılan usulsüz konut satışları yoluyla vatandaşlık dağıtımı.
Yabancılara Vatandaşlık Dağıtan Şebeke
İddialara göre, 2019-2023 yılları arasında İstanbul, Yalova, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ ve Balıkesir’deki çeşitli projelerde, inşaatına başlanmamış veya sadece temeli atılmış konutlar, sahte değerleme raporlarıyla fahiş fiyatlardan satılmış gösterildi. Böylece, gerçekte 100 bin dolar bile etmeyen konutlar, 400 bin dolar gibi gösterilerek, yabancı alıcıların vatandaşlık başvuruları kabul edildi.
Kim Bu Şebekenin Lideri?
Savcılığın hazırladığı 481 sayfalık iddianameye göre bu organize suç yapısının başında Zer Group Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Ceylan yer alıyor. Oğlu Ozan Ceylan ile birlikte hareket ettiği öne sürülüyor.
Ozan Ceylan, kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim. Geçmişte AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüş, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise belediye meclis üyeliğine aday olmuştu. Siyasi bağlantıları ve ailesinin inşaat sektöründeki faaliyetleri nedeniyle dikkat çeken Ceylan ailesi, şimdi milyarlarca liralık bir yolsuzluk soruşturmasının merkezinde.
Sahte Belgeler, Gerçek Vatandaşlıklar
Şebeke, sahte e-imzalarla hazırlanmış değerleme raporlarını tapu müdürlüklerine sunarak “uygunluk belgeleri” alıyor, ardından para transferleri MASAK denetiminden kaçırılmak için “çek-yatır” gibi sahte finans işlemleriyle belgeleniyordu. Döviz transferi yokmuş gibi davranan sistemin, 4,1 milyar TL’yi bulan kamu zararına yol açtığı belirtiliyor.
Rüşvet İddiaları, Tapu Müdürlükleri, Avukatlar
İddianamede sadece şebeke üyeleri değil, bazı kamu görevlileri ve avukatlar da yer alıyor. Örneğin, Çınarcık Tapu Müdürü Ayhan B.’nin kızlarının hesabına 18 bin TL yatırıldığı tespit edildi. Şüpheli avukatlar arasında Leylima R., Ebru Kuvaz A. ve Ali Murtaza Ö. yer alıyor.
Toplamda 2691 Yabancı Vatandaş Oldu
İki ayrı iddianame kapsamında toplamda 555 konutun satışı üzerinden 2691 yabancının Türk vatandaşlığı aldığı saptandı. İlk iddianamede sadece İstanbul’da 870 kişi vatandaşlık kazanırken, ikinci iddianamede 1821 kişiye daha vatandaşlık verildiği belirtiliyor.
Savcılık: “Ülkenin İtibarı Zedelendi”
İddianamede, “ülkeye dahi gelmeyen ya da kısa süreli bulunan kişilerin Türk vatandaşlığı ve pasaportu alarak, uluslararası itibarımızı zedeleyebilecek faaliyetlerde bulunabileceği” kaydedildi. “Pasaportumuzun itibarsızlaştırıldığı” da tespit olarak yer aldı.
Skandalın Tapeleri: “Yasal Değil Sonuçta Yapılan İş”
Şebeke lideri olduğu öne sürülen Muharrem Ceylan’ın Mart 2024’teki bir telefon konuşması, iddianamede “en önemli tape” olarak geçiyor. Tape’te, 250 bin dolar yerine sadece 40 bin dolar verilerek vatandaşlık işlemlerinin yapıldığını, geri kalan paranın kar olarak cebe atıldığını açıkça ifade ediyor.
“Yasal değil sonuçta yapılan iş... 10 kişide 2.5 milyon dolarlık iş yapıyorsun, verdiğin para 400 bin dolar…”
Siyasi Sorumlular Nerede?
Tüm bu karmaşık yolsuzluk ağında yüzlerce kişi hakkında işlem yapılırken, kamuoyunun yanıt beklediği en önemli soru şu:
“Bu kadar büyük bir sahtekarlığın siyasi sorumluluğu kimde?”
Zer Group Skandalı: Sahte Vatandaşlık Ağı Ortaya Çıkıyor
Zer Group İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Ceylan liderliğindeki şebeke, gayrimenkul satışı yoluyla Türk vatandaşlığı edinimini adeta vurguna dönüştürdü.
Vatandaşlık için gereken 250.000 veya 400.000 dolar değerindeki gayrimenkuller, sahte değerleme raporlarıyla bu değerlerde gösterildi. Oysa ki bu gayrimenkuller 50.000-100.000 dolar değerindeydi. Ayrıca, Türkiye’ye girmememiş döviz, sahte dekontlarla aktarılmış gibi gösterildi. Bu sistem sayesinde 2961 yabancı, çok daha düşük maliyetlerle T.C. vatandaşlığı ve pasaportu elde etti. Devlet hazinesinin zararı 102.690.000 dolar, yani yaklaşık 4,1 milyar TL.
Faaliyetler 2021'den Beri Biliniyor
Skandal, 10 Mayıs 2024'te CİMER'e yapılan ihbarla kamuoyuna yansısa da, aslında şebekenin faaliyetlerinin 2021'den bu yana bilindiği ortaya çıktı. Bursa'daki Tapu ve Kadastro 4. Bölge Müdürlüğü, çok önceden sahte değerleme raporlarıyla ilgili şüphelerini dile getirmiş, çeşitli resmi yazışlar yapılmış ancak herhangi bir işlemin yapılmadığı görülmüş.
Ayhan Bayhan adlı tapu müdürü, 2021 yılında durumu savcılığa bildirmiş, fakat ardından satışlara devam etmiş. Daha sonra ortaya çıktı ki, Bayhan'ın kızlarının hesabına Ceylan tarafından 18 bin TL aktarılmış. Bayhan, bu parayı "burs" olarak değerlendirmiş.
Dört Aşamalı Vurgun Yöntemi
By-pass: Vatandaşlık almak isteyen yabancı sadece 40.000-50.000 dolar veriyor. Alıcı adına şebeke üyesi bir kişi vekaletle yetkilendiriliyor.
Hülle: 3 yılın sonunda gayrimenkul, aslında satılmadan tekrar şirkete geri devrediliyor.
Balon: Sahte değerleme raporlarıyla fiyat şişiriliyor.
Mantarlama: Fazla ödenen para, dikkat çekmeyecek şekilde parça parça geri veriliyor.
Vatandaşlık Fabrikası
İstanbul Kadıköy’deki "Zer Göztepe" projesinden sınırlı sayıda daireyle yüzlerce vatandaşlık verildi. İnşaat halindeki binalar vatandaş olma aracına dönüştü.
Rüşvet Ağı ve İtiraflar
Tarık Çınar adlı muhasebecinin itiraflarına göre, tapu müdürlükleri, noterler ve memurlar komisyon-rüşvet karşılığı işlemleri hızlandırıyordu.
Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yürütülen dava dosyasında, "satın alan kişiler evi gerçekte almamış, satıcı da satmamış, tek amaç vatandaşlık kazanmak ve kar elde etmektir" denildi.
Bu skandal, Türkiye’de gayrimenkul üzerinden sağlanan vatandaşlık sisteminin nasıl istismar edildiğini, kamu kurumlarının nasıl devre dışı bırakıldığını gözler önüne serdi.
Kamuoyunun beklentisi, şebekenin sadece yargılanması değil, bu sistemin köklü bir biçimde yeniden düzenlenmesi.
Kaynak: İsmail Saymaz, Halk TV, 2025 yazılarından derlenmiştir.