Besicinin kilogram hesabı

TÜM dünya, pandemi döneminde üretimin ve üretmenin ne kadar değerli olduğunu yaşayarak gördü. Özellikle kendi topraklarında, kendi fabrikalarında üretim yapmanın ne kadar stratejik bir güç olduğu bu süreçte akıllara kazındı. Üretimin zincirlerini kendi elinde tutmayan ülkeler yaşanan fiyat dalgalanmalarının kurbanı oldu. Sanayiciden çiftçiye kadar her kesimin yüksek sesle dillendirdiği hammadde sıkıntısı ve girdi fiyatlarındaki artış zirve yaptı. Bu durumdan hem üretici hem de tüketici büyük zarar görüyor.

FİYAT DALGALANMALARI

Türkiye de bu dalgalanmalardan ciddi derecede etkileniyor. Et, süt, sebze ve tahıl fiyatları ani yükselişler yaşıyor. Bazen piyasada bulunamayan ürün 3 ay sonra fazla üretimden tarlalara gübre olarak dökülmek zorunda kalıyor. Bu durumun tek çaresi ise tarım ve hayvancılıkta sağlam, planlı ve sürdürülebilir bir reform. Üstelik bu reformun merkezinde çiftçi olmak zorunda. Her hafta bir mesleği deneyimlediğimiz İşin Peşinde köşesi için bu haftaki durağımız Bursa’da bir hayvan çiftliği oldu. Bir çiftlikle mesainin nasıl gerçekleş-tiğini ve üretim sürecini yakından gözlemleme imkânı bulduk.

ÇALIŞAN İHTİYACI

Gelir gelmez dikkatimi çeken şey çalışanlardı. Öğrendiğime göre yıllardır batıdaki çiftliklere çalışanlar doğu illerinden gelirken artık bu değişmiş. Afganlar burada yeni bir işçi piyasası oluşturmuş. Büyük çiftliklerde kayıtlı bir şekilde ve sosyal hakları ödenerek çalıştırılsa da küçük çiftliklerde bunu sağlamak pek mümkün değil. Onların da en büyük şikâyeti bu. Çiftlik sahipleri artık çoban bulmanın zor olduğunu, kentsel göçün durdurulamadığını ve ancak buradaki ihtiyacı Afgan çalışanlarla doldurduklarını belirtiyor.

SABAH ERKEN BAŞLIYOR

Burası Mert Tutak yönetiminde kurulan Karkas Çiftliği. Başında ise ziraat mühendisi Can Ordu bulunuyor. Binden fazla hayvanın bakımından sorumlu olan Can Ordu ilk olarak bana günlük işleyişi anlattıktan sonra beraber işe koyuluyoruz. Burada mesai sabah 05.00’da başlıyor. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa hayvanlara yem veriliyor. Balyaları açıp, yem için gerekli karışımı hazırlıyoruz. Balyaları açtıkça tozlar havaya uçuşuyor. İş ağır ve zahmetli, emeği yüksek.

SODA DA VERİLİYOR

Hayvan bakımı ve besiciliği zor bir iş. Önemli bir bilgi birikimi istiyor. Çıkardığı sesten, bakışlarından hareketlerinden hastalığını anlamanız gerekiyor. Yoksa sermaye boşa gidebilir. Can Ordu, bu noktada şunları söylüyor: “Beslenme en önemli detay. Mermer tozundan sodaya kadar her madde hayvanın gelişimini etkiliyor. Türkiye’de hayvanlar 550 kilograma geldiğinde kesiliyor. Bunun daha yüksek olması gerek. Kültür ırklarında bu bir tona kadar çıkıyor. Burada ortamın havasından yemin kalitesine kadar her detay da önemli.”

NE KADAR KAZANIYORLAR?

Hayvan çiftliklerinde çalışanlar 3 bin 750 liradan başlayan ücretlerle mesai yapıyor. Bu kademe kademe artış gösteriyor. Büyük bir çiftlikte çalışıyor-sanız ve çiftliğin idaresinden sorumluysanız bu 10 bin liranın üzerine çıkıyor.

GÜNDE 1.8 KİLOGRAM

Hayvanın yediği yemin kalitesi çok önemli. Can Ordu’ya göre Türkiye’de herkes gerekli beslemeyi yapamıyor. Yapması da zor. Çünkü yem fiyatları sürekli artıyor. Kendi arazinde buğday, arpa, yonca, mısır gibi ürünleri yetiştiremiyorsan ayakta kalma şansın yok. Günlük 15 ton yemi hayvanlara verdiklerini söyleyen Ordu, “Günde 1.8 kilogram ağırlık kazanmaları gerekiyor. Bir hayvan 18 ay çiftlikte kalıyor. Ancak bunu sağlamak için kaliteli yem kullanmak, besin değerini iyi ayarlamak gerekiyor. Bu da yüksek maliyete rağmen çalışmak demek” diyor.

24 SAAT DİKKAT

Hayvanları yemledikten sonra temizlik aşamasına geçiyoruz. Büyük çiftliklerde insan gücüne olan ihtiyaç görece az olsa da sürekli hayvanların içinde bulunmak gerekiyor. Yattıkları yerlerin temiz olması onlar için önemli. O yüzden onlar pislettikçe biz de kürekle temizliyoruz. Bu kokunun içinde ve yüksek sıcakta çalışmak zorluyor. Ama biraz tembellik hayvanların bakımı için olumsuz sonuçlar doğuruyor o yüzden burada mesai 24 saat bitmiyor. Hayvanların birbirine zarar verme ihtimaline karşı sürekli olarak aralarında dolaşıp onların ihtiyaçlarını kontrol etmek gerekiyor.

KENDİN ÜRETMEK ZORUNDASIN

Samanın hayvanlar için daha rahat sindirimi sağladığını ifade eden Can Ordu, “Samanda da fiyatlar geçen yıla göre ikiye katlandı. Türkiye’de bulunmayan ve ithal ettiğimiz yemlerde geçen yıl ton başına 150 Euro olan fiyat şimdi 320 Euro. Besi yemlerinde fiyat yüzde 46 yükseldi. Ayçiçeği küspesinde ise yüzde 100’lük bir artış var. Durum böyle olduğunda sürdürülemiyor. Biz yemlerimizi kendi arazimizde ürettiğimiz için maliyeti döndürebiliyoruz. Ama kendi toprağınız yoksa hayvancılık yapamazsınız. Bazen parasını verseniz bile hammadde bulamıyorsunuz” diye konuştu.

TÜKETİCİYE UYARI

Sene başında 36 lira olan karkas et kilogram fiyatının şu an itibariyle 42 TL bandında dolaştığını söyleyen Mert Tutak, “Besicinin zarar görmemesi adına minimumda 48 TL civarında olması gerekli. Oysa bazı marketlerde bunun çok daha altında fiyatlama ile satışlar yapılıyor. Bu teknik olarak mümkün değil. Tüketicinin satn aldığı ete dikkat etmesi gerek” uyarısında bulunuyor. Bu işin çok yönlü ve karmaşık süreçler gerektirdiğini aktayan Tutak, süt sorununa da değiniyor: “Sütlerin sektör içerisinde para etmemesi nedeniyle, anneler kesime gidiyor ve anneler kesime gidince yeni besi oluşmaması, dolayısıyla sektör içerisinde yetiştiricilik konusunda sorunlar yaşanıyor.”

yorum Yap
Porno GratuitPorno FrançaisAdulte XXXBrazzers PornCollege GirlsFilm érotiqueHard PornInceste Famille PornoJaponais AsiatiqueJeunes Filles PornoLatin Brown FemmesPorn MobilePorn RussePorn StarsPorno Arabe TurcPorno cachéPorno de qualité HDPorno GratuitPorno Mature de MilfPorno NoirRegarder PornRelations LesbiennesSecrétaire de Bureau PornSexe en GroupeSexe GaySexe OralVidéo AmateurVidéo Anal