Borsa cazibe merkezi olmaya devam edebilir… İşte öne çıkan 8 hisse

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi geçen yıl yüzde 200'e yaklaşan getiriyle tarihi bir seneyi geride bırakırken, analistler yükseliş potansiyelinin yeni yılda da devam etmesini bekliyor.

Küresel merkez bankalarının yoğun faiz artırımıyla tamamladığı 2022’de yurt içi piyasalar oldukça pozitif ayrışırken, resesyon temasının öne çıkmasının beklendiği 2023’te Borsa İstanbul önemli alternatif olmayı sürdürüyor.

Garanti BBVA Yatırım Araştırma ve Yatırım Danışmanlığı Koordinatörü Tufan Cömert, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hane halkının hisse senedi yatırımlarının finansal varlıklar içindeki dağılımının gelecek dönemde de artmasını beklediklerini ifade etti.

Yerli yatırımcıların portföylerinde hisse senedi ağırlığının 2022’de kasım ayı itibarıyla yüzde 12’ye çıktığına dikkati çeken Cömert, 2021’de ise bu oranın yüzde 7 olduğunu hatırlattı.

Cömert, görece gecikmeli bir veri olan hane halkı finansal varlık dağılımında ise hisse ağırlığının Eylül 2022 itibarıyla yüzde 9,5’e yükseldiğini bildirdi.

Gelecek dönemde hisse senedi ağırlığının yükselişini sürdürmesini beklediklerini aktaran Cömert, “Hane halkının artan hisse senedi ağırlığının, BIST 100 performansında yerli yatırımcı etkisini 2022 yılında olduğu gibi 2023’te de sürdürmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Cömert, 2022’de iskonto teması altında gerek gelişmekte olan piyasalara görece cazip çarpanları, gerekse Borsa İstanbul piyasa değerinin GSYH bazında yüzde 20 seviyesinde bulunmasını öne çıkardıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yıl içerisinde ihracat ve enflasyon etkisiyle artan karlılıklar değerlemeye katkı sağlarken, enflasyonda düşüşün öngörüldüğü ve dünyada resesyon kaygılarının henüz ortadan kalkmadığı ortamda 2023’te şirketlere yönelik kar beklentileri sorgulanabilir. Bu açıdan artabilecek seçiciliğin, hisse bazlı hareketliliği gündemde tutmasını bekliyoruz. Öte yandan 2004’ten bu yana en yüksek yüzde 42 seviyesinin test edildiği Borsa İstanbul Piyasa Değeri/GSYH rasyosunda 2022’de yüzde 20’li seviyelerden yüzde 37 seviyesine ulaşıldı.

Dolayısıyla geçtiğimiz yıla göre potansiyel kısmen azaldı. Risk iştahının korunduğu ortamda Borsa İstanbul/GSYH rasyosunda maksimum seviyenin yeniden test edilmesi, BIST 100 endeksi için dolar bazında 310-320 sent seviyelerine yönelik potansiyele işaret ediyor.”

Bu yıl da şirket performansları adına olumlu görüşlerini korumakla beraber, 2022 kadar güçlü bir görünüm beklemediklerini kaydeden Cömert, banka dışı şirketlerde yurt içi ve yurt dışında azalan ekonomik büyüme beklentileri ile satış ve operasyonel karlılık tarafında azalan bir ivme beklediklerini dile getirdi.

Cömert, 2022’deki performansın yüksek bir baz oluşturduğuna dikkati çekerek, “Bankalar tarafında ise, Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) endeksli tahvillerin ve Kur Korumalı Mevduat Sistemi’nin (KKM) getirmiş olduğu katkıların çok net olduğu 2022 sonrası, artan fonlama maliyetleri marjlar ve karlılık üzerinde baskı yaratıyor. Sektör için 2022 sonunda yüzde 43 olmasını beklediğimiz özkaynak karlılığının 2023’te yüzde 34’e gerilemesini bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

F/K oranının 7.1 seviyesine çıkması olası görünüyor

Düşük reel faiz ortamının yaratmış olduğu sınırlı alternatif yatırımların borsa için olumlu seyrinin devamına işaret ettiğini belirten Cömert, hisse fiyatlarını etkileyen temel iki faktörün, kar büyümesi ve çarpan artışı olduğunu, 2023’te kar büyümesi momentumunun azaldığını ancak düşük reel faiz ortamının yaratmış olduğu sınırlı alternatif yatırım imkanlarının (mevduat, döviz), hisse piyasasını oldukça cazip hale getirdiğini ifade etti.

Cömert, bu durumda hisse çarpan seviyelerinin artık daha üst bir noktada oluşmasını makul bulduklarını kaydederek, “Güncel verilere göre 5.0x seviyesinde olan BIST 100 endeksi F/K seviyesinin ilk aşamada son 5 yıl ortalaması olan 7.1x seviyelerine yakınsamasını olası buluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Model portföylerinde bankaların ağırlığının BIST 100 endeksinin iki puan üzerinde ve yüzde 14 seviyesinde olduğunu bildiren Cömert, şunları kaydetti:

“Bankacılık endeksinde güçlü temel göstergelere sahip ve yüksek özkaynak karlılığı üretebilen bankalardan Akbank ve Yapı Kredi’yi beğeniyoruz. Ayrıca, güçlü karlılık odaklı stratejisi ve yeni yatırım planları doğrultusunda Sabancı Holding’i cazip buluyoruz. Sanayi tarafında, dinamik fiyatlama modeli ve kapasite artışıyla birlikte büyüme hikayesi olan Şişecam’ı ön plana çıkarıyoruz.

Perakende tarafında, defansif yapı ve yüksek getiri potansiyeli ile Mavi ve yeniden büyüme hikayesi yaratabilecek potansiyele sahip Yataş tercihlerimiz arasında. Ayrıca, başarılı 2022 sonrasında, yolcu trafiği tarafında güçlü ivmenin devamını beklediğimiz Türk Hava Yolları havacılık sektöründe beğendiğimiz hisse. Gıda tarafında ise, Özbekistan’ın (CCBU) artan katkısı ve iskontolu çarpanlar ile Coca-Cola ön plana çıkıyor.”

Cömert, bu yıl da yerli yatırımcı davranışlarının BIST 100 endeksinin performansında etkili olmasını öngördüklerini ve yılın ilk çeyreğinde yurt içinde negatif reel faiz ortamının devam edeceğini tahmin ettiklerini kaydederek, BIST 100 endeksinde trendin 3.500-4.500 seviyeleri ile 6.500-7.500 puan arasında dalgalanabileceğini ifade etti.

Borsa, alternatif olmaya devam edebilir

Deniz Yatırım Strateji ve Araştırma Bölüm Müdürü Orkun Gödek de “Borsa İstanbul’da reel getiri arayışı ve alternatifsizlik teması muhtemelen yılın ilk yarısında, ağırlıklı olarak da ilk çeyrekte etkili olmaya devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Geçen yıl, global ve yerel fiyatlamaların ciddi anlamda ayrıştığını kaydeden Gödek, farklı gerekçelerle de olsa yatırımcı sayısındaki artış ve sermaye piyasalarına yönelimi önemsemek gerektiğini bildirdi.

Gödek, genişleyen yatırımcı havuzunun bilgi ve piyasaların genel akışı noktasında bilgilendirilmesi de bugünün mutluluklarının yarının hüzünleri olmaması adına kritik önemde olduğuna dikkati çekerek, şubatta izlenecek bilançolar ve paylaşılacak şirket yönlendirmelerinin hareketliliğin korunmasını sağlayabileceğini belirtti.

Seçim sürecinin hiçbir şekilde mutlaka yükseliş ya da düşüşlerin olması gerektiği anlamına gelmediğine değinen Gödek, “Hisse senetlerindeki ciddi primlerin ardından başlanılan bir yıl içerisinde olduğumuzu ve gerektiğinde nakde geçmenin de yanlış bir strateji olmadığını unutmamak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Gödek, sektör ve şirket ayrımı ile ana hikayeye odaklanmamanın sıkıntılarının çok daha ağır olabildiğini vurgulayarak, bu nedenle portföylerde hisse sayısının azaltarak ama yine de sürecin içerisinde olarak ilerlenebileceğini dile getirdi.

YORUM