14 yaşındaki Afranur Günlü'nün yakınları, deprem sırasında ablasıyla aynı odada bulunan küçük kızın aniden uyanıp ayağa kalktığını, ardından tekrar yatağına yattığını ifade etti. Durumdan endişelenen ailesi, sağlık ekiplerine haber verdi. Ambulansla özel bir hastaneye götürülen Afranur, ne yazık ki hayatını kaybetti. Cenazesi Fethiye’de toprağa verilen küçük kızın ölümünün panik atağa bağlı olduğu belirtildi.

Peki, panik atak gerçekten ölümcül olabilir mi?

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Burak Doğangün, panik atakla ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı ve konuya dair kritik bilgileri paylaştı.

PANİK ATAK NEDİR VE NASIL ORTAYA ÇIKAR?

Panik atak, kişinin aslında bir tehlike yokken aniden ortaya çıkan, kısa sürede yoğunlaşan ve güçlü korku ile rahatsızlık hissi yaşadığı dönemlerdir. Bu süreçte kişi, kontrolünü kaybedeceği, aklını yitireceği ya da hayatını kaybedeceği korkusuna kapılabilir.

Panik ataklar bazen tek başına görülebilir, bazen ise başka anksiyete bozukluklarının bir parçası olabilir. Panik bozukluk ise, bu atakların aniden ve tekrarlayan şekilde yaşanmasıyla tanımlanan ayrı bir ruh sağlığı problemidir. Tanı koymak için en az dört belirti bir arada olmalıdır.

Genellikle ergenlik sonu ya da genç yetişkinlik döneminde başlayan panik bozukluk, kadınlarda daha yaygın görülür. Ancak panik atak geçiren herkes panik bozukluk geliştirmez; bazı kişilerde ise ataklar günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.

 

Zaman zaman 18 yaş altındaki bireylerde, özellikle altında yatan ciddi tıbbi sorunlar varsa, ani ölüm vakalarının görülebileceğini söylemek mümkün. Burada önemli olan korku ile kaygıyı birbirinden ayırt etmektir. Korku ve kaygı, insanın psikolojik savunma mekanizmalarıdır. Korku, yaşamı tehdit eden gerçek bir durum veya nesne karşısında ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Böyle bir tehlike karşısında kişi tetikte olur, “savaş ya da kaç” refleksi devreye girer ve beden ile ruh savunma moduna geçer.

Öte yandan, dışarıdan kaynaklanan bir tehlike olmamasına rağmen kişinin içinde yaşadığı yoğun huzursuzluk ve sıkıntı hissi ise anksiyete ya da kaygı olarak adlandırılır. Bu duygular, belirli bir seviyede her insanda görülebilir ve aslında normal kabul edilir.

Prof. Dr. Burak Doğangün

PANİK ATAKIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) kriterlerine göre, panik bozukluk atağında en az dört belirti bir arada görülür. Bu belirtiler arasında kalp çarpıntısı, aşırı terleme, titreme, nefes alma güçlüğü, boğulma hissi, göğüs ağrısı, baş dönmesi, ellerde veya ayaklarda karıncalanma ya da uyuşma, ani üşüme ya da sıcak basması, gerçeklikten kopma (derealizasyon), kontrolü kaybetme veya delirme korkusu ve ölüm korkusu yer alır. Bu belirtiler aniden ortaya çıkar ve genellikle 10-30 dakika içinde en yoğun seviyeye ulaşır.

3- 14 YAŞINDA PANİK ATAK GÖRÜLME SIKLIĞI NASILDIR?

Panik bozukluk, ergenlik döneminde oldukça nadir olmayan bir durumdur. Örneğin, 2010 yılında ABD’de gençler üzerinde yapılan geniş kapsamlı bir toplum çalışmasında, 13-14 yaş grubunda panik bozukluk görülme oranı %1,8 olarak rapor edilmiştir.

Yetişkinlerde ise benzer bir çalışmada, son bir yıl içinde panik bozukluk görülme sıklığı %2,7 olarak belirlenmiştir.

Ergenlik döneminde yaşanan nörolojik ve hormonal değişiklikler, ailede anksiyete bozukluğu öyküsü (genetik yatkınlık ve model alma), kaygılı kişilik özellikleri gibi faktörler panik bozukluğun ortaya çıkmasında etkili olabilir. Bu nedenle, 14 yaşındaki bir çocuğun panik atak yaşaması beklenmedik veya alışılmadık bir durum değildir.

Panik atak ve panik bozukluk, panik atakların belirli bir sıklık, süre ve şiddetin üzerinde tekrar etmesiyle ortaya çıkan ruhsal bir rahatsızlıktır ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Her panik atak yaşayan kişinin mutlaka panik bozukluk geliştireceği anlamına gelmez. Panik atak sırasında kişi yoğun bir içsel ya da fiziksel sıkıntı hisseder ve en büyük sorun, kontrolü kaybetme korkusudur. Zihinde ölümle sonuçlanabilecek felaket senaryoları ciddi bir tehdit algısı yaratabilir. Panik atakların tekrarlayıcı hale gelmesi ise panik bozukluk olarak tanımlanır. Bu durum genellikle genç yetişkinlerde görülse de, 18 yaş altı bireylerde de rastlanabilmektedir. Bilimsel araştırmalar, panik bozukluğun görülme sıklığının %1 ile %15 arasında değiştiğini göstermektedir.

— Prof. Dr. Burak Doğangün

4- PANİK ATAK ÖLÜME NEDEN OLABİLİR Mİ? PANİK ATAĞIN HAYATİ RİSKLERİ NELERDİR?

Klinik açıdan bakıldığında, panik bozukluk doğrudan hayatı tehdit eden bir durum değildir. Ancak, panik atak sırasında ortaya çıkan yoğun fizyolojik tepkiler; özellikle sempatik sinir sisteminin aşırı uyarılması sonucu katekolamin salgılanması, taşikardi, hipertansiyon ve hiperventilasyon gibi fiziksel belirtilere neden olabilir.

Panik atağın tek başına ölümle sonuçlanması pek olası değildir. Depremde yaşamını yitiren 14 yaşındaki Afra Nur Günlü’nün ise büyük ihtimalle kalp ile ilgili başka gizli sağlık sorunları bulunmaktaydı. 18 yaş altındaki çocuklarda ani ölüm vakalarının çoğu genellikle ani kalp durması veya kardiyovasküler rahatsızlıklara bağlıdır. Bu yaş grubunda ani ölüm riski yaklaşık 1/100.000 oranındadır.

Ani kardiyak ölümler özellikle gençlerde çoğunlukla altta yatan yapısal kalp hastalıkları veya kalıtsal elektriksel iletim bozukluklarından kaynaklanır. Tanısı konmamış uzun QT sendromu, Brugada sendromu veya katekolamin duyarlı ventriküler taşikardi (CPVT) gibi durumlar, duygusal stres ve panik atak sırasında artan adrenalin etkisiyle ölümcül aritmileri tetikleyebilir. Bu sebeple, panik atak sırasında ölüm riski bulunan vakalarda sadece psikiyatrik değerlendirme değil, aynı zamanda kardiyolojik ve genetik tetkiklerin de yapılması önemlidir. “Panik ataktan ölüm” ifadesi ise genellikle yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

Ani aritmik ölüm sendromu (SADS), kalp krizi ya da yapısal kalp hastalığı gibi bilinen nedenler olmaksızın ani ve beklenmedik ölümün meydana geldiği bir durumdur. Bu sendromda, önceden herhangi bir hastalığı tespit edilmeyen bireyler aniden yaşamını yitirir ve ölümün sebebini açıklayacak herhangi bir bulgu bulunamaz.

— Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş

5- DEPREM KORKUSU PANİK ATAĞINI NE KADAR TETİKLER?

Deprem anında yaşanan yerin sallanması, yüksek sesler, karanlık ortam ve kontrolün kaybolduğu hissi, kişinin hem bedensel hem de zihinsel olarak tehdit altında olduğunu hissetmesine neden olur. Özellikle kaygıya yatkınlığı olan kişilerde bu durum panik atağın ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

6- DEPREM PANİK ATAK RİSKİNİ ARTIRIR MI, YENİ HASTALIK TETİKLER Mİ?

Ani ve kontrol edilemeyen olaylar, özellikle deprem gibi doğrudan tehdit algısını harekete geçiren afetler, daha önce panik atak yaşamamış kişilerde bile ilk panik atağın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Vücudun “savaş ya da kaç” tepkisi bu tür durumlarda hızlıca aktif olur; bu tepki aslında evrimsel olarak hayatta kalmamızı sağlayan bir savunma mekanizmasıdır. Eskiden vahşi doğada karşılaşılan ani tehlikelere karşı geliştirilen bu sistem, günümüzde fiziksel bir tehlike olmasa bile devreye girip panik atağı tetikleyebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken, panik atağın tek seferlik ve olayla bağlantılı mı olduğu yoksa tekrar edip günlük yaşamı olumsuz etkileyip etkilemediğidir. Panik ataklar sıklaşıp beklenmedik şekilde tekrarlar ve kişinin işlevselliğini bozarsa, psikiyatrik değerlendirme ve tedavi gereklidir.

7- PANİK ATAK ANINDA NASIL DESTEK SAĞLANMALI?

Panik atak yaşayan kişiye yaklaşırken amaç, yaşadığı belirtilerin geçici ve zararsız olduğunu anlamasına yardımcı olmaktır. Bu süreçte sakin ve destekleyici bir tutum sergilemek önemlidir. Panik atağın ne olduğunu açıklamak ve kişinin nefesini kontrol altına almasına destek olmak gerekir. Özellikle hızlı ve yüzeysel solunum (hiperventilasyon), panik semptomlarını şiddetlendirebileceğinden, kontrollü nefes teknikleri uygulamak hem fiziksel rahatlama sağlar hem de kişiye yeniden kontrolü elinde tuttuğu hissini verir.

Yaygın Olarak Tavsiye Edilen ‘4-2-6’ Nefes Egzersizi

Kişiden önce burnundan 4 saniye derin nefes alması, sonra 2 saniye nefesini tutması ve ardından 6 saniyede yavaşça ağzından nefes vermesi istenir. Bu nefes döngüsü birkaç kez tekrarlandığında kalp ritmi yavaşlar, parasempatik sinir sistemi devreye girer ve panik semptomları hafifleyebilir.

Panik atak ilk defa yaşanıyorsa ve özellikle kişinin kalp hastalığı risk faktörleri bulunuyorsa, belirtilerin altta yatan başka bir tıbbi nedene bağlı olmadığından emin olmak için kapsamlı bir klinik muayene yapılması tavsiye edilir. Öte yandan, panik ataklar tekrarlıyor ve kişinin günlük yaşamını olumsuz etkiliyorsa, panik bozukluk ihtimaline karşı bir ruh sağlığı uzmanına başvurması gereklidir.