Türkiye kamuoyunun haftalardır tartıştığı zeytinlik alanların madenciliğe açılmasına dair yasa teklifine karşı yükselen çevre tepkileri, bu kez medya cephesinde başka bir tartışmayı beraberinde getirdi. “Halkın televizyonu” olduğunu sıkça vurgulayan ve çevre meselelerine duyarlı yayınlarıyla bilinen Halk TV’nin, Muğla Milas’taki zeytinlikler için yaptığı özel yayının ücretli olduğu ortaya çıktı.

200 Bin TL’lik Yayın Anlaşması

MedyaRadar yazarı Ercan Öztürk’ün ulaştığı belgelere göre, 22 Haziran 2025 tarihinde Halk TV ekranlarında yayınlanan Görkemli Hatıralar programı, Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 200 bin TL karşılığında satın alındı.

Belediye ile Halk TV arasında imzalanan “yayın hizmeti” sözleşmesinde, programın amacı olarak “Muğla’nın ve Muğla Büyükşehir Belediyesi hizmet ve projelerinin tanıtılması” ifadesi yer aldı. Ancak söz konusu yayın, kamuoyuna çevreci bir bilinç çalışması olarak sunulmuştu.

Başkan Aras: “Doğamıza Sahip Çıkıyoruz”

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yayın öncesinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada programı şöyle duyurmuştu:

“Bugün Halk TV’de yayınlanan Serhan Asker’in ‘Görkemli Hatıralar’ programı için Milas’taydık. Muğla’mızın ve Milas’ımızın doğal güzelliklerini, bin yıllık zeytin ağaçlarımızı, kadim üretim kültürümüzü ve bu değerlere yönelik tehditleri konuştuk... Geleceğimizi korumak, doğamıza sahip çıkmakta kararlıyız.”

Ancak bu ifadelerin hemen ardından yayınlanan sözleşme, çevre duyarlılığıyla lanse edilen programın arka planında maddi bir anlaşma olduğunu ortaya koydu.

Çifte Standart İddiası

Halk TV, daha önce CHP’li Keçiören Belediyesi’nin 23 Nisan özel yayınını para karşılığında yaptığını ortaya çıkarıp eleştirmişti. Bu eleştiriler, kamuoyunda “muhalif medyada şeffaflık” tartışmalarını tetiklemişti. Şimdi aynı kanalın, doğa duyarlılığı temalı bir yayını belediye bütçesiyle yapması, “çifte standart mı var?” sorusunu gündeme getirdi.

Cafer Mahiroğlu: “Halk TV Satılamaz”

Tartışmaların gölgesinde Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu da geçtiğimiz haftalarda sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla kanalın çizgisine sahip çıkmıştı:

“Halk TV’nin kale gibi duruşu bazılarının canını sıkıyor. Cafer Mahiroğlu yaşadığı sürece Halk TV satılamaz... çünkü Halk TV, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne gönül vermiş milyonların televizyonudur.”

Ancak bu açıklamanın ardından ortaya çıkan 200 bin TL’lik yayın faturası, Mahiroğlu’nun “satılmaz” dediği Halk TV’nin “parayla program yapabilir” olduğu yönünde kamuoyunda eleştiriler doğurdu.

Zeytinlikler Madene, Yayınlar Anlaşmaya…

Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin en sembolik çevre mücadelelerinden biri haline gelen Milas’taki zeytinlik direnişini gölgede bırakmış durumda. Limak Enerji gibi büyük şirketlerin madencilik faaliyetlerine karşı direnen İkizköylüler yıllardır mücadele verirken, bu direnişin medya ayağının ancak ödeme karşılığı yayına girebilmesi, yurttaşların çevre ve medya hakkı açısından düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.

 

 “Halkın Televizyonu” mu, “Tanıtım Ajansı” mı?

Halk TV’nin kamuoyuna duyarlılık mesajıyla sunduğu yayınların perde arkasında maddi anlaşmaların olması, medyanın bağımsızlığı ve etik yayıncılık ilkeleri açısından ciddi sorular doğuruyor. Kamu kaynaklarıyla yapılan bu tür yayınların, izleyiciye şeffaf bir şekilde aktarılmaması durumunda “reklamla habercilik arasındaki çizginin” tamamen silikleştiği bir medya düzeninden söz etmek mümkün.