Bu ülkede bozulmamış ne kaldı diye soranlara taze bir örnek: zeytinyağına tağşiş, siyasete ise adeta tiksinti karıştırıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açıkladığı hileli ürünler listesinde yer alan Şarköy Naturel Sızma Zeytinyağı, laboratuvar testlerinde tohum yağı karıştırılmış olarak belirlendi. Ürün sağlıksız mı? Evet. Kanuna aykırı mı? Elbette. Ama asıl mesele burada bitmiyor.
Çünkü bu yağların sahibi sıradan bir esnaf değil. O şirketin başında, CHP’li Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var’ın yengesi Nurgül Altay Var var. Üstelik ilk baskından önce içerideki yağlar sanki haber alınmışçasına kamyonetlerle kaçırılıyor. Yani, hileyi yapanlar sadece vatandaşı değil, devleti de kandırabileceğini sanıyor. Peki, bu cesaret nereden geliyor?
Siyasetin Arka Bahçesi: Aile Şirketleri
Türkiye'de siyasetin kirli arka bahçesi artık gizlenemiyor. Yerel yönetimler; liyakatle değil, akrabalıkla örülmüş ticari ağların merkezine dönüşmüş durumda. Belediye başkanının yengesi zeytinyağı işi yapıyor. Ve o yağın içinden tohum yağı çıkıyor. Üstelik işletmeye kesilen cezalar ise caydırıcılıktan çok uzak: Toplam 280 bin TL. Bu mu yani kamu sağlığını tehlikeye atmanın bedeli?
Bu tabloyu görüp hâlâ "Bunun siyasetle ne ilgisi var?" diyen varsa, söyleyelim: Bu doğrudan siyasetin meselesidir. Çünkü siyasiler, sadece kendileri değil, yakın çevreleriyle birlikte kamu vicdanına hesap verirler.
Partiler Sınıfta Kaldı
CHP cephesi ise olaya sağır. “Bizimle ilgisi yok” kolaycılığına sığınmak, artık toplumu ikna etmiyor. Çünkü mesele partiler üstü değil, partilerin sorumluluğunda. Ahlaki üstünlükten bahsedip, sonra yakınlarının bu tür skandallarına sessiz kalan her siyasetçi, suçun ortağıdır.
CHP bu dosyayı kapatmaya değil, açmaya mecbur. Yoksa sadece bir zeytinyağı değil, muhalefetin etik iddiası da raf ömrünü doldurur.
Zeytinyağı bu toprakların kutsalıdır. Ona karışan hile, sadece mideyi değil, bu ülkenin geçmişine, kültürüne ve halkına ihanettir. Bir ülkenin sağlığı sadece hastane koridorlarında değil, market raflarında, çiftçinin tarlasında, siyasetçinin etik duruşunda korunur.
Ama önce, hile yapanı değil, onu koruyanı da ifşa edecek cesarete ihtiyacımız var.