İnsanlık eksi vicdan eşittir İsrail | Süper Kulüp HaberleriSüper Kulüp Haberleri

20 Haziran 2021 - 04:47

İnsanlık eksi vicdan eşittir İsrail

Hepsi hepsi 75 yıl önce, Batı medeniyetinin merkezi Avrupa’nın ortasında Alman Nazilerin uyguladığı soykırımla insanlığın vicdanında bir yara olan Yahudilerin torunları bugün Kudüs’te terör estiriyor.

İnsanlık eksi vicdan eşittir İsrail
Son Güncelleme :

12 Mayıs 2021 - 10:10

Yalnız, onların insanlık dışı şiddetinin ve terörünün hedefi, büyüklerine o acıyı çektirenler değil, hiç suçu ve günahı olmayan Filistinliler.

İsrail, mazlumun zulmünün zalimin zulmünden geri kalmadığını gösterdi tüm insanlığa…

İsraillilerin yaptıkları zulmü görünce; “Geçmişte yaşadıklarından, insanlıktan, vicdandan nasıl bu kadar uzak olabiliyorlar?” diye düşünmeden edemiyor insan.

Çocukları, bebekleri bombalarla katleden, kadınları yerlerde sürükleyen, öldüren, hedef gözetmeksizin insanlara ateş eden İsrail polisi ve askerlerini görünce, “Bunlar insan olamaz” demekten kendimi alamıyorum.

Dünyanın herhangi bir yerinde bir kilise ya da bir havraya, hele bir de ibaret sırasında, değil saldırı en küçük müdahale dahi yapılsa ayağa kalkacak olan “Batı medeniyeti” olan bitene seyirci.

Her ne olursa olsun, insan yine de bir sebep arıyor.

AKIL DA YOK

“Vicdan olmadığı kesin, akıl da mı yok?” diye sormadan edemiyorum.

Azıcık aklı olan Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı canı pahasına savunacağını, yeryüzünde son Müslüman kalıncaya kadar bu mücadelenin verileceğini bilemez mi?

Peki İsrail’in yıllardır yaptığı bu haksızlık ve zulüm ne ile açıklanabilir?

Belki de üzerinde en az durduğumuz şey; kör inanç.

Yahudilik inancından söz etmiyorum.

Çünkü Hazreti Musa’ya indirilen 10 Emir’den 6’ncısı “Öldürmeyeceksin”, 10’uncusu ise “Komşunun malına tamah etmeyeceksin”.

Oysa, İsrail’de Yahudiler hem Filistinlileri katlediyor hem de Filistinlilere ait yerleri işgal ediyor. Kör inanç dememin sebebi işte bu…

“BEKLENEN KIYAMET”E AZ KALDI!

İSRAİL’in terörünü akıl ve vicdanla tarif etmek mümkün değilken, “kör inanç” dememin bir sebebi, üzerinde en az durduğumuz, özellikle Amerika’da siyaset, devlet, bürokrasi ve istihbarat dünyasında etkisi oldukça fazla olan Evanjelistlerin oynadığı rol.

Evanjelistler bin yıl sürecek dünya hakimiyeti ve ardından kopacak kıyamet sonrasında, Eski Ahit ve Tevrat’a inananların cennette yaşamaları için Mesih olarak Hazreti İsa’nın geleceğine inanıyorlar. Ancak gelmeden önce dünya üstünde bugün İsrail toprakları üzerinde bulunan bir bölgede Armageddon savaşının yaşanması gerekiyor.

Yalnız inanışlarına göre; bu savaşın yaşanması ve sonra cennete gitmek için bazı aşamalardan geçilmesi şart.

7 AŞAMA

Mete Yarar ile Ceyhun Bozkurt, ‘Tanrıyı Kıyamete Zorlamak’ (Destek Yayınları) isimli kitapta bu aşamaları şöyle sıralıyor.

1.Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri.

Hitler’in zulmünden kaçarak Filistin’e dönen Yahudilerin, 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurmaları ve ardından 1967 yılında Kudüs’ün tamamını ele geçirmeleri, Evanjelik Protestanlar tarafından Mesih’in gelişinin yaklaştığına dair güçlü ipuçları olarak değerlendirilmektedir.

2.Büyük İsrail’in kurulması.

“Büyük Ortadoğu” veya “Genişletilmiş Ortadoğu” olarak adlandırılan proje çerçevesinde Irak ve Afganistan’ın işgal edilmesi, İran ve Suriye’yi de işgal etme planları ve Irak’ın kuzeyi ile Güneydoğu Anadolu bölgemizi içine alan bir Kürt devleti kurma hazırlıklarını da bu çerçevede değerlendirebiliriz.

3.Yahudiler de dahil olmak üzere tüm dünya uluslarına İncil’in “müjde” olarak vaaz edilmesi.

Misyonerlik faaliyetleri bununla bağlantılıdır. Rice Üniversitesi sosyoloji profesörü William Martin’e göre, “Yabancı memleketlerde faaliyette bulunan Protestan misyonerlerin yaklaşık yüzde 90’ını Fundamentalistler ve Evanjelikler oluşturmaktadır.” Türkiye’de bir dönem tutuklu bulunan ve ilerideki satırlarda bazı ilginç bilgiler aktaracağımız ABD vatandaşı Papaz Andrew Craig Brunson meselesini ve ona sahip çıkmak adına sesini yükselten Başkan Donald Trump’ın duyarlılığını da bu bağlamda düşünmek gerekmektedir.

4.Yedi yıl sürecek olan felaket dönemi.

Türbülasyon (bir çeşit kıyamet senaryosunun yaşanması) veya kaos olarak da adlandırılan bu dönemde Yecüc ve Mecüc orduları tarafından İsrail işgal edilecek ve ABD ile İngiltere, İsrail’in yardımına geleceklerdir. Acaba bu inanıştan yola çıkarak ABD ve İngiltere, İsrail’in yardımına kolayca koşabilmek için Kıbrıs’ı, Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Dahran’ı ve Kuzey Irak ile Kuzey Suriye’yi üs olarak kullanıyor olabilir mi?

5.İsa’nın ikinci kez dünyaya gelişi.

6.Armageddon savaşı.

7.Kıyametin kopmasıyla, İncil’e ve İsa Mesih’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri.

MESCİD-İ AKSA’DA  ALEVLER

Mescid-i Aksa’nın içinden yükselen alevler karşısında Ağlama Duvarı’nın yayına toplanmış Yahudilerin ellerinde bayraklarla müzik eşliğinde dans etmeleri aklıma bunları getirdi. Gerçekten bu sıraladığım aşamalara inananlar var Yahudiler arasında.

Hafife alınacak şey değil yani.

Hangi dine mensup olursanız olun, ne kadar fanatik olursanız olun bir ibadethanenin yakılması karşısında ancak bu aşamalara inananlar dans edebilir.

Yoksa bir zır deli bile böyle bir durum karşısında dans etmez.

Evet buna inananlar var ama işin arkasında inançtan çok emperyalist sömürü için üretilmiş bir motivasyon olduğu kesin.

İsrail’in kuruluşunun ardından Filistinlilerin topraklarını işgal etmesi, büyük İsrail Projesi adı altında Ortadoğu’da tam bir hâkimiyet kuracak olan Amerika, bu amacını dini bir söylemle kamufle ediyor. Onun için Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni İsrail’in sayıyor, onun için Kudüs’ü başkent olarak tanıyor. Onun için dün olduğu gibi bugün de İsrail’in zulmünün yanında duruyor. Amerika’nın çıkarlarını ve İsrail’in yayılmacı politikasını kamufle etmenin yegâne yolu bu dini söylem. Adına da “Teopolitik” deniyor.

Oysa bu, haksızlıklarını ve emperyalist sömürü amacını gizlemek için uydurulan bir kavram. İsrail’in işgaline, ABD’nin sömürü politikalarına başka türlü sözde meşruiyet kazandırmak mümkün mü?

İşin tuhafı başkalarına da bunu inandırma yönündeki gayretleri. Kim inanır bilmem ama İsrail bu kıyıma ve yıkıma devam ederse bir gün tüm insanlık kıyameti yaşayacak diye korkuyorum.