KIVILCIM VE YANGIN

Bir kıvılcım çakar, büyük bir yangın çıkar, alevler ormansa orman, mahalleyse mahalle, köyse köy hatta tarihte şehirlerin yandığı ve yakıldıkları gerçeği de dahil önüne gelen ne var ne yok yutar kaşla göz arasında.

 

CEMAL BİLGE’NİN KALEMİNDEN

Bir kıvılcım çakar, büyük bir yangın çıkar, alevler ormansa orman, mahalleyse mahalle, köyse köy hatta tarihte şehirlerin yandığı ve yakıldıkları gerçeği de dahil önüne gelen ne var ne yok yutar kaşla göz arasında.

Geriye kalansa korku filmini andıran bir manzara. Hoş öyle bir tabloya manzara da denmez ya.

Gelelim başka yangınlara.

Yine kıvılcımdan bir örnekle girelim mevzuya. Çakar, yakar ama bu kıvılcımın sebep olduğu yangın hiç sönmez çıktığı ve başladığı mecralarda

Çünkü o yangın kalptedir, gönüldedir, yürektedir. Öyle tatlı yanar ve yakar ki, yananda yakanda hoşnuttur bu durumdan. Çünkü o kıvılcım bir aşkın yangınının mimarıdır. Çaktığı ve sebep olduğu yangınla yüreği öyle bir yakar ki, ateşi söndürmeyi bırak, eline kürek alıp nar gibi kızarmış o korun üzerine ekstradan kömür boca edesin gelir.

Evet, Kıvılcım bir isim. Asil bir hanımın adı. O bir İstanbullu. Hemşehrim, sevdiğim, kadınım, yoldaşım, hayat arkadaşım.

İsmine aşık olmakla başladı benim hikayem. Sonra sesini duydum, ikiye, üçe, dörde hatta beşe katlandı O’na olan sevgim. Bugüne kadar o kadar çok şeyi paylaştık ve paylaşmayı sürdürüyoruz ki, muzipliklerimiz dahil yaptığımız hiç bir çılgınlığımızı yapmaya doymuyoruz.

En azından bir günü birbirimize binlerce kez ‘Seni seviyorum’ diyerek yaşıyor ve geçiriyoruz. Bir insanın bir insandan duyabileceği en kıymetli cümledir ‘Seni seviyorum’.

Hele kalbin derinliklerinden geliyorsa ve dil yolunda telaffuz olmaya giderken ciğerleri birde tatlı tatlı yakıyorsa o insan başka ne ister ki sevdiğinden?

Birleşik hayatımız Eylül’den itibaren başlıyor. Bir süredir “Hangi şehirde yaşarsak daha mutlu oluruz”un hesaplarını yapıyoruz. İstanbul-Tekirdağ-İzmir şimdilik önümüzde duran iller.

İlle bunlardan birinde yaşayacağız diye bir kaide yok. Eylül’e kadar düşünecek çok zamanımız var. İkimizde sıcağı ve güneşi sevmiyoruz. İkimizde soğuk ve serin havalarla mutlu olan insanlarız.

Kıvılcım zaten potansiyel bir yangın. Sevgimizle cayır cayır yandığımız bir yaşamda bir de güneşin bizi kavurmasıyla mı uğraşacağız.

Dedim ya; Önceliğimiz, nerede mutlu olacaksak biz orada yaşayacağız. Sadece ‘Biz’ olan bir yaşam olacak bizimkisi. İçinde sosyal medyası olmayacak olan.