‘NE ŞİŞ NE KEBAP YANSIN!’ DİYENLER

Şimdi yazacaklarım, daha doğrusu açıklamayı sizce kim yapmış olabilir?

 

*- ETEKTEKİ TAŞLAR!

Şimdi yazacaklarım, daha doğrusu açıklamayı sizce kim yapmış olabilir?

Anlattıktan sonra sormayı düşündüklerimi öncelikle belirteyim;

a- İktidara kesin karşı olanlar mı?

b- ‘Ne şiş yansın ne de kebap!’ diyenler mi?

c- Gidişatı iyi görmeyen ve menfaatleri kaybolanlar mı?

d- Yanar söner grubunda olanlar mı?

e- Her şeye rağmen inananlar mı?

g- Her şeye rağmen inanmayanlar mı?

h- Her zaman iktidardan olup, onu destekleyenler mi?

*- UZAK DEĞİL, YAKIN ZAMAN

Bu arada küçük bir anımsatma yapayım;

Her nedense İzmirliler davet edilmedi…

Ama davet edilen büyük patronlar ya da büyük patronların ortak ya da üye oldukları kuruluşların en üst yöneticilerinin Merkez Bankası’nın yaptığı toplantıdan sonraki açıklamalarını anımsıyor musunuz?

‘Tanıyoruz, güveniyoruz, inanıyoruz!’

Bizler bu açıklamaları yıllardır, ‘Tünelin ucu göründü!’ olarak anımsıyoruz…

Yani ışık göründü…

Aradan 24 saat geçince yine sesleri çıktı…

Ama cılız…

Ama şöyle böyle…

Halbuki CHP lideri, AKP’nin tabanına göre ‘güvenilmez!’ Kemal Kılıçdaroğlu ne dedi?

‘Sesinizi çıkarın, korkmayın!’

Ve, bu satırları yazarken; CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘TÜSİAD Başkanı’nı aradım… Herkes konuşmalı artık, herkes!’ çıkışının ardından TÜSİAD yeni ekonomik modele ilişkin açıklama yaptı.

‘Son dönemde yaşadığımız istikrarsızlıklar sonucunda, denenmekte olan ekonomi programıyla amaçlanan sonuçlara erişilemeyeceği netleşmiştir!’ ifadesiyle başlayan açıklamada, ‘İktisat bilimi kurallarına hızla dönülmeli’ çağrısı yapıldı.

Benim en çok merak ettiğim MÜSİAD ile şu memurlar ile öğretmenlerin sırtından geçinen bazı derneklerin yöneticileri neyi bekliyor?

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı mı?

Çünkü Erdoğan daha konuşmasını bitirmeden, ‘Destekliyoruz!’ diyorlar…

Bence, önceden yapsalar’ bence çok daha güvenli olurlar…

Çünkü bizler çok seslilik taraftarıyız…

Güzelliklere ve doğrulara böylece çok daha çabuk ulaşırız…

Şimdi beni çok daha yakından ilgilendiren İzmirlilerin açıklamasını değerlendirmenize sunuyorum, sorularımı yazımın girişinde belirtmiştim;

*- ALT ÜST DURUMDA

‘Türkiye’de son yıllarda uygulanan faizin indirilmesi üzerine yoğunlaşan ekonomi politikalarının geldiği noktada aşırı değer kaybeden Türk lirası, piyasalardaki tüm dengeleri alt üst etmiş durumdadır.

Yükselen enflasyona rağmen faiz indiriminde ısrar edilmesi her seferinde döviz kurlarının öngörülemez bir noktaya gelmesine, TL’nin aşırı değersizleşmesine neden oldu.

Döviz kurlarındaki hızlı artış üretim maliyetlerini arttırırken, enflasyonu körüklüyor.

Dövize Merkez Bankası’nın negatif net rezervlerine rağmen müdahale etmesi de ne yazık ki bir sonuç vermiyor.

Biz iş insanları olarak şeffaf, öngörülebilir, güveni sağlayan bir ekonomi yönetimi istiyoruz.

Ülkemizi yönetenlerin ekonomi bilimine uygun gerçekçi kararlar ile ekonomiye yön vermesini arzu ediyoruz.

Türkiye’nin içine girdiği bu ekonomik trübülanstan bir an önce kurtulması ve toplumdaki tüm kesimlerin bu ortamdan çok daha fazla olumsuz etkilenmemesi için acil olarak önlemlerin alınmasını bekliyoruz!’

İşte bu açıklamayı 18 Aralık Cumartesi yani bir tatil günü İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) ekonomide yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak yaptı…

İlk bakışta açıklamadan şunu çıkardım:

Sorun ortada…

Mutlaka çözülmeli!

Ama kim bu taşın altına elini koyacak?

20 yıldır iktidarda olanlar mı?

Yoksa CHP,İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve diğer muhalefetteki muhalifler mi?

Ya da son yıllarda kurulan diğer partiler mi?

Her zaman her sorundan sonra herkes şu yorumu yapar:

‘Birlik ve beraberlik içinde!’

Peki bu birlik nasıl sağlanacak?

İktidar muhalefete ‘birlikte çalışalım, sizi de dinleyelim, görüşlerinizi değerlendirelim mi?’ diyecek…

Bakalım muhalefet, ‘Tamam eskileri unuttuk!’ deyip, ‘Size nasıl yardımcı oluruz?’ diye mi yanıt verecek…

Herkes ‘Ne şiş yansın, ne de kebap!’ diyor…

Bence Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki konuşmalarını incelesinler ve yollarını seçsinler çünkü bu durumda bitaraf değil, bertaraf olacakları açık ve net ortada…

Görüşlerinin, düşüncelerinin adını herkes koymalı..

Herkes kucağındaki taşları dökmeli..

Herkes kendisini değil, geleceğimiz olarak adlandırdığımız gençlerimizi ve torunlarımızı düşünmeli…

Birlik ve beraberliğin sağlayacağı yüceliğe inanmalı…

*- KİM ANLAMALI?

Yazımı tamamlarken bir de EGİAD Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin, ekonomide yaşanan son gelişmelerle ilgili açıklamasının özetini vereyim:

‘İçinde bulunduğumuz öngörülemez ekonomik yapı, uzun sürede toparlanamayacak derecede güven kaybına yol açan bir ortam yaratmaktadır.

Kurun yukarı yönlü ve hızla dalgalanması üretim ve ticareti derinden etkilemekte, hatta durma noktasına getirmektedir.

Türk Lirasının önlenemez değer kaybı tüm kesimlere ağır reçeteler doğurmaktadır.

Bilimin ışığında, rasyonel politikalara geçilmeli, toplumu umutsuzluğa ve mutsuzluğa sürükleyen politikalardan vazgeçilmelidir.

Enflasyon ve yüksek kur sarmalında boğuşan piyasa koşulları içinde rezervlerimiz daha da negatif etkilenmekte ve üstelik yapılan kur müdahalesi de anlık etki yaratmakta, Türk Lirasının değerinin düşmesine engel olamamaktadır.

Ülke kaynaklarımızın bilime, bilgiye, değer yaratan adımlara, inovatif üretime, sosyal kalkınma ve refah sağlayacak politikalara yönlendirilmesi en büyük dileğimizdir.’

Bizim dileğimiz de bu…

Ama ‘anlayana saz, anlamayana davul zurna az’ dememeli…

Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
YORUM