Henüz çocuk yaşta ayna karşısında saç tarağıyla şarkılar söyleyen bir kız çocuğuyken, 2006 yılında Star TV’nin efsane yarışması Popstar Türkiye’de ikinci olarak Türkiye’nin tanıdığı bir isme dönüştü. Yarışmadan bu yana birçok büyük televizyon kanalında orkestra solistliği yapan Dalkıran, “Mutfağından kapısına kadar bildiğim bir yol bu,” diyerek sahnede ne denli profesyonel olduğunu ifade ediyor.

“Müzik Benim İçin Aşkın Ta Kendisi”

Hızla tüketilen müzik sektöründe kalıcı olmak için sürekli üretmek gerektiğine inanan Sevcan Dalkıran, yılda dört proje çıkarmayı hedefliyor. “İnsan ne istediğini bildiği zaman her şey kolaylaşıyor. Üretmeden müzik işçisi olunmaz,” diyen sanatçı, müziği yalnızca bir iş değil, bir yaşam biçimi olarak görüyor.

Bir daha dünyaya gelsem yine mikrofona fısıldamak isterdim,” sözleriyle müziğe olan aşkını dile getiren Dalkıran, kariyerini yalnızca sahneyle sınırlı görmüyor; sahne dışındaki tutumuyla da fark yaratıyor. “İyi hissetmediğim yerde kalmam. Rol çalanlardan, ahkâm kesen ortamlardan uzak dururum,” diyerek iş ahlakına olan bağlılığını ortaya koyuyor.

 

“Ani Yükselişler Değil, Derin İzler Bırakmak İstiyorum”

Sezen Aksu, Tarkan, Sıla ve Gülşen gibi isimlere hayranlık duyan sanatçı, ani parlamalardan hoşlanmadığını da şu sözlerle ifade ediyor:

Allah’tan saman alevi gibiyim. Kin yok, öfke yok. O an geçiyor.

En sevdiği özelliğini “Merhametim ve empati yeteneğim” diyerek açıklayan Dalkıran, her zaman karşısındakinin yerine koyarak hareket ettiğini belirtiyor. Ailesinin desteğini her zaman arkasında hissettiğini vurgulayan sanatçı, gelecek projeleriyle ilgili ipuçları vermekten kaçınmasa da sürprizlere açık olunması gerektiğini belirtiyor.

Tatlı ve içten bir sohbetin sonunda, Sevcan Dalkıran şu sözlerle teşekkür ediyor:

Cenk Bey başta olmak üzere, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Sevgilerimle…