Son dönemde Türkiye’de yaşanan boykot çağrıları, ülkenin ekonomik dinamikleri açısından ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Toygun Atilla'nın Patronlar Dünyası’nda kaleme aldığı yazıda, markaların politik tartışmaların hedefi haline getirilmesinin, uzun vadede ülkeye zarar verebileceği vurgulanıyor.
Atilla, “Ya Boyner ve Koç hedef alınsaydı?” diyerek, Türkiye’nin en köklü şirketlerinin de geçmişte benzer ithamlara maruz kalabileceğini hatırlatıyor. Ülkenin büyük ekonomik aktörleri olan şirketlerin siyasi kamplaşmalara kurban edilmemesi gerektiğini belirten Atilla, bu tarz kampanyaların sadece ekonomiye zarar vereceğini ifade ediyor.
Doğuş Grubu ve "Baba Patron" Çelişkisi
Boykot çağrılarının hedefinde olan Doğuş Grubu’nun ortaklarından birinin, çalışanlarına 29 maaş ikramiye veren Ahmet Yüce olduğuna dikkat çeken Atilla, ekonomik zararların en büyük mağdurlarının yine emekçiler olacağını söylüyor.
Ülker ve Küresel Değerler
Benzer bir durumun Ülker için de geçerli olduğuna değinen Atilla, Godiva gibi dünya çapında bir markayı Türkiye’ye kazandıran bir firmanın, yerli ve milli değerlerin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor.
Boykotların Sonucu: Kaybeden Türkiye Olur
Atilla, siyasi kamplaşmaların boykot çağrılarıyla ekonomik zarara dönüşmesinin, nihayetinde Türkiye’nin kaybı olacağını vurguluyor. Şirketlerin sadece ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda istihdama da büyük katkı sunduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin ekonomik değerlerine sahip çıkılması gerektiğini ifade ediyor.
Siyah ve beyaz ayrımına sıkıştırılmaması gereken Türkiye ekonomisinin, herkesin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekilen yazı, boykotların uzun vadeli etkilerinin iyi hesaplanması gerektiğini ortaya koyuyor.