KELEBEK VE SESSİZLİĞİM

Burhan Akdağ

17-06-2025 14:16

Bugün… biraz nefes almak için çıktım ofisimin bahçesine. Her şey olağan gibiydi. Rüzgâr hafif, çiçekler dingin, ben biraz suskundu. Ama sonra gözüm, papatyanın üzerine konmuş o kelebeğe takıldı. İncecik kanatlarıyla dünyanın bütün ağırlığını unutmuş gibiydi. O küçücük bedende bir zarafet, bir direnç, bir anlam vardı. Elimdeki telefonla birkaç kare çektim ama asıl görüntü, yüreğime kazındı.
Durup uzun uzun izledim. Sadece bir kelebek değildi o. Belki bir tesadüf, belki de bir işaret… Çünkü bir süredir ben de o kelebek gibiydim: Sessizdim, narindim, ama hayatta kalmak için çırpınıyordum. Birilerine anlatamadığım yüklerim, geceleri uykusuz bırakan düşüncelerim, içimde sessizce büyüyen yaralarım vardı. Ama kimse bilmiyordu. Kimse bakmıyordu. Herkes geçip gidiyordu.
Oysa kelebek öyle yapmadı. Kondu. Kaldı. Tüm sadeliğiyle varlığını sundu. “Buradayım” dedi, belki de "sen de varsın" demek ister gibi. Ve işte o an… içim de bir şey çözüldü. Belki gözyaşı olmadı ama ruhumun içinde uzun süredir taş gibi duran bir şey, yerinden oynadı.
Düşündüm. Bu kelebek bir ömrü bir gün kadar yaşıyor. Ama o bir günde; bir çiçeğe konuyor, rüzgâra kanat veriyor, belki bir göz tarafından fark ediliyor… Ve sonra sessizce çekiliyor hayattan. Ne geçmişin yüküyle eziliyor, ne geleceğin korkusuyla yutuluyor. O sadece “an”da… sadece “şimdi”de…
Ben ise… ne çok kalmışım dünlerde. Ne çok beklemişim bazı sözleri, bazı insanları, bazı iyileşmeleri… Kendimi ihmal etmişim. Kalbimin kıyısına kimse yanaşmasın diye duvarlar örmüşüm. Ama yine de kırılmışım. Kimse duymasa da canım yanmış, kimse bilmeden içimde haykırmışım. Ve ne tuhaf… Bunca fırtınanın arasında, bir kelebeğin kanadında buldum sükûneti.
O kelebeğin kanatlarında rüzgâr değil, yaşam vardı. Ve bana şunu hatırlattı: En büyük cesaret, bazen hiçbir şey olmamış gibi gülümsemekte değil; hiçbir şey yolunda değilken hâlâ ayakta kalabilmekte saklıdır.
Kelebek uçup gitti. Ama bende bir şey kaldı. Belki biraz umut, belki biraz kabul… Belki de en çok, kendime sarılma ihtiyacı.
Çünkü bazen, bir kelebek bile insana kendini anlatır. Sessizce, zarifçe… Kalbin tam ortasından.

DİĞER YAZILARI BEŞİKTAŞ: KAHIR DOLU KOMEDİ 01-01-1970 03:00 “KAYAHAN’IN ADI, EN ÇOK KIZLARININ NEFESİNDE YAŞAR” 01-01-1970 03:00 “MECLİS TATİLDE, ORMAN NÖBETTE, MEHMETÇİK KIŞLADA!” 01-01-1970 03:00 OZAN GÜVEN MESELESİNE BİR DE BURADAN BAKIN… 01-01-1970 03:00 HÜRRİYET’TE KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ BİR KÖŞE… 01-01-1970 03:00 “UÇAK HENÜZ KALKMAMIŞTI… AMA GÖNLÜMÜZDEN BİR YILDIZ DÜŞTÜ” 01-01-1970 03:00 MUHAMMED YAKUT'UN ÖLÜMÜ VE GERİDE KALAN SORU İŞARETLERİ... 01-01-1970 03:00 SESİ GİTTİ, HATIRASI KALDI: SABRİ UGAN’A VEDA… 01-01-1970 03:00 “BİR HAYAT DAHA YALNIZLIĞA YENİLDİ” 01-01-1970 03:00 DEMİR GÖRKEMLİ’DEN BUGÜNE… ZAMANIN ACIMASIZ YÜZÜ: LATİF AKGEDİK 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN FOTOĞRAFLAR, SESSİZ VEDA: EZGİ MOLA VE BİR DÖNEMİN ARDINDAN... 01-01-1970 03:00 BİR GÜZELLİĞİN SESSİZ VEDASI: NİHAL CANDAN... 01-01-1970 03:00 “GÜLÜMSEYEREK DİRENDİ… SESSİZCE GİTTİ” ŞİMAL’E VEDA: BİR YILDIZ DAHA KAYDI… 01-01-1970 03:00 BARIŞA GİDEN YOL: TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE’DEN ÖNCE, ADALETSİZLİĞİN VE YOLSUZLUĞUN SON BULDUĞU BİR TÜRKİYE GEREK 01-01-1970 03:00 SOMA’YI UNUTMA! 301 CAN İÇİN YAZILDI BU SATIRLAR… 01-01-1970 03:00 "ÜÇ FİDAN: BİR BAHARIN BOYNU BÜKÜK HİKÂYESİ" 01-01-1970 03:00 ONLAR SADECE ADAY DEĞİL, BEŞİKTAŞ’IN ONUR MUHAFIZLARIDIR! 01-01-1970 03:00 BİR VEDA, BİR HATIRA: SIRRI SÜREYYA ÖNDER 01-01-1970 03:00