Beşiktaşlı olmak bazen aşk, bazen işkence…
Ama son yıllarda işkence tarafı ağır basıyor.
Artık televizyonu açarken “maç mı izleyeceğim, yoksa sinir testi mi yapılacak” diye düşünüyorum.
Avrupa Masalı
Ben dedim!
“Kasım’da Avrupa defteri kapanır” diye yazmıştım.
Ama Beşiktaş beni bile utandırdı:
Kasım’a kalmadı, EYLÜL’de bavulu topladık.
Bravo!
Rekor sürede hayalleri toprağa gömmek de bir başarıdır sonuçta (!)
Solskjær Fiyaskosu
Adı havalı, icraatı boş…
Beşiktaş’a ruh katacağına, sanki Oslo’da kayak tatiline çıkmış gibi takılıyor.
Bize sahada kan, ter, isyan lazımdı.
Ama elimizde sadece “seyirciye el sallayan turist hoca” kaldı.
Yönetim Tablosu
Biz taraftar kahroluyoruz, yönetim keyif içinde…
Avrupa’dan elenmişiz, ligden kopmuşuz…
Onlar için sorun yok, çünkü asıl derdi “kombine satışları” gidiyor mu, forma lansmanında ışık şovları parlıyor mu!
Beşiktaş futbol takımı eriyor ama yönetim PR videolarıyla mutlu.
Yahu burası moda evi değil, Beşiktaş!
Beşiktaş Ruhu
Beşiktaş sadece bir renk değildir; Beşiktaş karakterdir, ruhtur.
Ama bugün sahada ruh yok, tribünde umut yok, yönetimde akıl yok.
Koskoca camia, ruhsuz bir manken defilesine çevrildi.
Son Söz
Ben Beşiktaşlıyım, dayanamıyorum.
Bu rezaletin adı “yeniden yapılanma” falan değil.
Bu bildiğin çöküş!
Bugün “yönetim istifa” diye bağırıyoruz, yarın taraftar “yönetim defileye çıksın” diye tempo tutarsa şaşırmayın.
Çünkü biz artık futbol değil, pahalı ama ruhsuz bir sahne şovu izliyoruz!
Hayatı Beşiktaş’la paralel giden biri olarak, içim yanıyor.
Çünkü biliyorum; bu sevda böyle olmamalıydı…
Ve eğer böyle devam ederse, Beşiktaşlılar sadece rakiplerle değil, kendi içindeki sessizlikle de mücadele etmek zorunda kalacak.