Otomobil Testi mi, Markaya PR mı?
Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, köşe yazısında Türkiye’de otomotiv gazeteciliği adı altında yapılan örtülü reklamcılığı eleştirdi. Bildirici, bir okurunun dikkat çektiği videoyu inceleyerek, bazı popüler isimlerin sosyal medya üzerinden marka iş birliklerini "gazetecilik" adı altında sunduklarını ortaya koydu.
Söz konusu video, influencer olarak da tanınan Doğan Kabak, Aslan Batur ve Fahir Talib’in birlikte yer aldığı bir otomobil test içeriğini kapsıyor. Videoda, test öncesi otomobil firması tarafından masaj seansı organize ediliyor. Ardından test sürüşü gerçekleştiriliyor ve video “İşte cool sürüş... Efsane artık yollarda” ifadeleriyle son buluyor.
Masajla Başlayan Test, Övgüyle Biten İnceleme
Bildirici’nin değerlendirmesine göre video bir test içeriğinden ziyade doğrudan bir reklam filmi havası taşıyor. “Sanırsın F1 pistine çıkacaklar!” diyerek ironik bir dille durumu özetleyen Bildirici, otomotiv firmalarının gazetecilerle olan ilişkilerinde sınırların bulanıklaştığını belirtiyor.
Masaj sahneleri sosyal medyada alay konusu olduktan sonra içerik üreticilerinin test detaylarına fazla girmemesi de dikkat çekiyor. Dahası, aynı marka daha önce de bu üç gazeteciyi Fransa’da düzenlenen lansman etkinliğine götürmüş ve benzer içerikler üretilmişti.
Etik Sorular: Gazeteci mi, Marka Temsilcisi mi?
Bu olay, otomotiv gazeteciliğinde tarafsızlık, bağımsızlık ve etik ilkelerin ne denli aşındığını yeniden tartışmaya açtı. Bildirici’ye göre, bu tür içerikler gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmıyor. Üstelik sadece otomotiv alanında değil; siyaset ve spor gazeteciliği yapan bazı isimlerin de otomobil reklamcılığına soyunduğunu vurguluyor.
Gazeteci etik ilkelerden uzaklaşıp, “tanıtım uzmanı” rolüne kaydığında, izleyici ya da okuyucu için içerik ile reklam arasındaki çizgi neredeyse tamamen siliniyor. Faruk Bildirici’nin çağrısı ise net: “Madem reklam yapıyorsunuz, açıkça reklam deyin; hiç olmazsa ‘gazeteciyiz’ demeyin.”
Tüketici Güvenini Kaybeden Medya
Bu tür örtülü reklam uygulamaları yalnızca gazetecilik mesleğini zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda tüketici güvenini de yok ediyor. Objektif inceleme beklentisiyle videoyu izleyen vatandaş, karşısında bir “ürün tanıtımı”yla karşılaştığında kandırılmış hissediyor. Üstelik “test” adı altında yapılan bu içeriklerin çoğu, ürünün eksiklerini gizliyor, yalnızca övgüye odaklanıyor.
Etik Duruş ve Şeffaflık Şart
Faruk Bildirici’nin dikkat çektiği bu örnek, Türkiye’de giderek yaygınlaşan "influencer gazetecilik" modelinin risklerini gözler önüne seriyor. Gazeteciliğin ticari iş birlikleriyle bu denli iç içe geçmesi, kamu yararı için yapılan haberciliğin ticari bir araca dönüşmesine neden oluyor.
Kamuoyunun ve meslek örgütlerinin bu konuda daha net tavır alması, etik duruşun yeniden inşası için zorunlu hale geliyor. Gazetecilik, şeffaflık ve hesap verilebilirlikten uzaklaştıkça, haberle reklam arasındaki fark da izleyici için anlamsızlaşıyor.