Gazeteci dediklerinin biri çıkmış, 7 milyonluk Mercedes'ini Çeşme’deki lüks bir otele valeye teslim etmiş…
Sonrası malum: Vale arabayı duvara çarpmış, araç perte çıkmış.
Ama asıl perte çıkan şey bir otomobil değil, bu ülkede gazetecilik mesleğinin onuru.
Bu haberi okuyunca önce gözlerime inanamadım.
Sonra dedim ki: “Kimdir bu kadın?”
Selen Yalaz.
Eşi?
Ömer Topsakal.
Hani şu Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı olarak tanınan, sosyal medya skandallarıyla meşhur kişi.
CHP’den gönderilmişti. Ama elbette bu ülkede ‘gönderilenin’ arkası kesilmez.
Hemen KRT televizyonunun Ankara Temsilcisi yapıldı.
O KRT ki, çalışanları maaşlarını alamadıkları için kanal önünde protesto yapmak zorunda kalmıştı.
Yani kimi gazeteci açlık sınırında mücadele ederken, kimi gazeteci eşiyle birlikte lüks otomobille Ege koylarında gösteri yapıyor.
Bu nasıl bir utanmazlık?
Haberleri görünce önce düşündüm; belki eşi iş insanıdır.
Ama hayır! İkisi de gazeteci.
Ama “o türden” gazeteciler.
Parti içi klik savaşlarıyla yükselen, mikrofonu güçten yana tutan, “basın” etiketiyle arka kapılardan geçen türden.
Hatırlatayım:
Ömer Topsakal, bir dönem CHP’nin korumalarına verilen “tabldot” yemekle dalga geçilmesini savunmuş, ardından partinin grup başkanvekili Ali Mahir Başarır’a şu sözlerle saldırmıştı:
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir şeyi hak edip etmemesine karar vermek, sizin haddinizi, kapasitenizi ve maalesef ahlakınızı fersah fersah aşar…”
İşte böyle bir kişilik.
Ve şimdi eşiyle birlikte, sıradan yurttaşın hayal bile edemeyeceği arabalarla dolaşıyorlar.
İyi de soralım o zaman:
Siz bu paraları nasıl kazanıyorsunuz? Hangi habere, hangi maaşa, hangi etik çizgiye sığar bu hayat?
Bu ülkenin birçok yerinde muhabirler asgari ücretin altında maaşla çalışıyor.
Yerel gazeteler ilan kıstırmasından dolayı can çekişiyor.
Basın çalışanlarının sosyal güvencesi yok, sendikası yok, gelecek garantisi yok.
Ama medyada “doğru kişilerle doğru pozlar verenler” lüks içinde yaşıyor.
Gazetecilik artık kalemle değil, kartvizitle yapılan bir iş haline geldi.
İlkeli olmak değil, birilerine yakın olmak prim yapıyor.
Açlıktan kırılan muhabir değil, lüks içinde gezen ekran yüzü konuşuluyor.
Sahi...
Bir gazeteci 7 milyonluk arabayı hangi maaşla alır?
Alamaz.
Ama "başka şeylerle" alabilir.
İşte orası karanlık…
Ve bu karanlıkta gerçek gazeteciler değil, maskeli kuklalar yürür.