“Ülkenin ekonomisi görünmeyen para akışına bağımlıydı, musluk kapandı, gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi.”
Uzun süredir kulağımıza çalınıyordu: “Kayıt dışı ekonomi büyüyor.”
Şimdi artık kibar konuşmayı bırakalım.
Gerçek şu ki, bu ülke bir süredir kara parayla ayakta duruyordu. Lüks yaşam, gece kulüpleri, AVM’lerdeki kalabalıklar, 20 milyonluk arabalara binen gençler… Bunların önemli bir kısmı gerçek üretimle açıklanamaz haldeydi.
Yani bu ekonomi, bir gölge sistemle şişmişti. Ve şimdi o sistem yavaş yavaş çöküyor.
Kapılar Kapandı, Musluk Kesildi
Uluslararası baskılar, gri listeler, yurt dışından gelen mali uyarılar, yasa dışı bahis operasyonları, kripto dolandırıcılık zincirlerinin çökmesi...
Bunların hepsi birden aynı sonucu doğurdu:
Para gelmiyor. Gelen de izleniyor.
Ve belki de ilk kez, ülke olarak “nereden geliyor bu paralar?” sorusunu gerçekten sormaya başladık.
Tabelası Vatan, Finansmanı Belirsiz
Bakın, son yıllarda bazı şehirlerde sokaklarda tabelalar değişti.
Suriyeli, Afgan, Lübnanlı, Iraklı, Körfez sermayeli (!) yüzlerce restoran, kuaför, döviz bürosu, "emlak ofisi", "butik otel", "oto galeri"...
Peki bu işletmelerin ne kadarı gerçekten kâr ediyor?
Kaçı vergi veriyor?
Kaçı gerçekten hizmet üretip ekonomi yaratıyor?
Kimse bilmiyor. Ama hepsinde bir nakit bolluğu olduğu belliydi.
Şimdi bu para kesilince, birer birer boşaltılıyor, satılıyor, devrediliyor.
Kumar, Bahis, Kripto, Kuryeler…
Pandemiden sonra büyüyen bir başka sektör: yasa dışı bahis ve sanal kumar.
Yurtdışındaki sitelere bağlananlar, İstanbul’dan kuryeyle para toplayanlar, 20’li yaşlarında 100 milyonluk işlem hacmi yapan gençler…
Bir süre “dijital girişimci” diye pazarlanan bu çocuklar şimdi birer birer gözaltında.
Ve bu paraların büyük kısmı da yine ülkeye girmeden el değiştiriyordu.
Ekonomiye “can suyu” değil, “sahte oksijen” veriliyordu.
Şimdi Ne Yapacağız?
Artık nakit bolluğu yok.
Ekonomide yavaşlama değil, sermaye durması yaşanıyor.
Üretmeyen ama para harcamaya alışmış bir toplum, şimdi tasarruf etmeyi, hesap yapmayı öğrenmek zorunda.
Ancak asıl soru şu:
Ekonomi çökerken, bu kara para bağımlılığına kim göz yumdu?
Kim sustu?
Kim 3 maymunu oynadı?
Gerçek parayla yüzleşiyoruz.
Vergiyle, üretimle, alın teriyle.
Kara para gitti. Şimdi ayakta kalmak istiyorsak,
temiz paranın, şeffaf ekonominin, adaletli düzenin peşine düşmeliyiz.
Yoksa ne ekonomi kalır, ne de umut.