Son birkaç ayda Borsa İstanbul’un seyrine baktığımızda, yatırımcılar için kazançtan çok belirsizlik ve sabır kelimeleri öne çıkıyor. Bazı sektörlerde yaşanan hızlı yükselişler, ardından gelen ani satışlar ve döviz piyasalarıyla ters korelasyon içinde hareket eden endeksler… Her şey, BIST’in artık yalnızca finansal değil, aynı zamanda sosyolojik bir göstergeye dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Hisse Senetleri Nereye Gidiyor?
2023 sonunda başlayan yükseliş trendi, 2024 boyunca hız keserek dalgalı bir yapıya büründü. 2025’in ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik belirsizlikler, faiz politikasındaki çelişkiler ve yabancı yatırımcı ilgisinin sınırlı kalması, Borsa İstanbul’da sert yön tayinlerini engelledi.
Bankacılık hisseleri, seçim sonrası faiz artışlarına paralel olarak görece istikrar kazanırken; inşaat, enerji ve ulaştırma sektörü hisselerinde spekülatif hareketler dikkat çekti. Özellikle halka arzlarla gelen yatırımcıların çoğu, halka arzdan sonraki 3 ayda ciddi değer kayıplarıyla karşı karşıya kaldı.
Yatırımcı Psikolojisi: Kâr mı? Sabır mı? Yoksa Kaçış mı?
Borsadaki en büyük sıkıntı şu: Kısa vadeli beklentiler, uzun vadeli hedeflerin önüne geçiyor.
Sosyal medya üzerinden pompalanan hisse senetleri, kulaktan dolma bilgilerle yapılan alımlar, algoritmik işlemlerden etkilenmiş panik satışları… Yatırımcı artık sadece fiyatla değil, duygularla da mücadele ediyor.
Borsa, bir yatırım aracı olmaktan çok, psikolojik bir test gibi çalışıyor. Kimin neye ne zaman inandığı, kâr ettiğinden çok ne kadar süre dayanabildiği belirleyici oluyor.
Yabancı Yatırımcı Geldi mi? Gelmedi mi?
Yıllardır dillendirilen "Yabancı yatırımcı geliyor" söylemi, hâlâ tam anlamıyla karşılık bulmuş değil. CDS’ler gerilese de, Borsa İstanbul’daki yabancı payı hâlâ pandemi öncesi seviyelere ulaşmadı. Kısa vadeli giriş-çıkışlarla endeks manipüle edilebiliyor, ancak kalıcı yatırım hâlâ bir hayal.
Türkiye'nin hem makroekonomik göstergelerle hem de hukuk güvenliğiyle vereceği mesajlar, yabancıların kararında belirleyici olacak.
Hangi Sektör? Hangi Strateji?
Bugün Borsa İstanbul’da portföy yapan bir yatırımcının artık sektör değil, şirket hikâyesi odaklı strateji kurması gerekiyor. Kârlılığı artan, ihracat gücü olan, bilançosu sağlam, temettü geleneği yerleşmiş şirketler öne çıkıyor.
Sadece “bu hisse ucuz” demek yetmiyor. Artık şu soruyu sormak gerek: “Bu şirket, önümüzdeki üç yılda hikâyesini nasıl anlatacak?”
Sonuç: Borsa Bir Maraton, Twitter Değil
Son bir yılda borsa, kısa vadeli refleksleriyle değil; sabır, analiz ve stratejiyle kazanılan bir alan olduğunu tekrar gösterdi. Hızlı zenginleşme hayalleri, yerini “ana parayı koruma” içgüdüsüne bıraktı.
Yatırımcılar için tavsiyem: Günlük haberlerin, sosyal medya dedikodularının ötesine geçin. Bir şirketin finansallarını, sektörünü, küresel riskleri ve makroekonomik duruşu birlikte analiz edin. Çünkü borsa, bir günlük heyecandan çok, birkaç yıllık istikrarla kazandırır.
"Borsada kazanç, bekleyenindir; korkan değil, sabredenindir."