Bir teknoloji, insanlar onunla korkmamayı öğrendiğinde tehlikeli hâle gelir.
Yapay zekâ artık yalnızca mühendislerin oyun alanı değil; günlük hayatımızın içinde, karar mekanizmalarının merkezinde ve en önemlisi, fark edilmeden büyüyor. Öyle ki bugün kullandığımız dil, okuduğumuz haberler, tükettiğimiz içerikler ve hatta işe alım süreçleri bile yapay zekâ sistemlerinin süzgecinden geçiyor. Soru şu: Bu görünmez el, gelecekte dostumuz mu olacak, yoksa efendimiz mi?
İlk tehlike kontrolsüz güç. İnsanlık, yüzyıllardır kendi yarattığı güçleri bir noktadan sonra yönetemez hâle geldi. Sanayi devrimi, atom bombası, sosyal medya... Şimdi de karşımızda öngörülemez şekilde gelişen bir sistem var: Öğrenen, karar veren, taklit eden ve hatta yazan bir zihin. Sormamız gereken şu: Onu biz mi yöneteceğiz, yoksa o mu bizi?
Bir diğer tehdit ise bilgi tekelleşmesi. Büyük dil modelleri devasa veri havuzlarında eğitiliyor. Bu havuzlara kimler sahip? Hangi bilgiyi veriyorlar, hangisini dışarıda bırakıyorlar? Yapay zekâ yalnızca gördüğü veriyi işler. O hâlde bizim göremediklerimizi görmesi mümkün değil. Görmesi istenmeyenleri de hiç görmeyecek.
İş gücü piyasasında dönüşüm de tehlikeli bir yol ayrımı. Bazı işler evrim geçirecek, bazıları ise sessizce yok olacak. Sürücüsüz araçlar, otomatik çağrı merkezleri, yapay zekâ destekli muhasebe ve hukuk sistemleri… Bu dönüşüm kaçınılmaz. Ama bu değişimin bedelini kim ödeyecek? Ve daha önemlisi: Bu değişim, insanı merkezde mi tutacak, yoksa onu bir istatistiğe mi indirecek?
En endişe verici olan ise etik belirsizlik. Bir yapay zekâ birini işe almamaya karar verdiğinde, sorumlusu kim olacak? Yanlış bir tıbbi teşhis verdiğinde, suçlu kim olacak? Otonom bir silah yanlış bir hedefi vurduğunda, “ben sadece algoritmaydım” mı diyecek?
İnsanlık, zekâyı hep bir meziyet olarak gördü. Şimdi ilk kez, bu meziyeti bir makineye devretme noktasına geldik. Belki de asıl sorulması gereken soru şu: Biz yapay zekâyı değil, kendi zekâmızı ne kadar kullanıyoruz?
Henüz çok geç değil. Teknoloji durmaz ama yön değiştirir. Yeter ki direksiyon hâlâ bizim elimizde olsun.