Yılın en sıcak günleri, yani “tatil zamanı” geldi. Valizler hazır, biletler cebimizde, ruhumuz biraz dinlenmek, biraz da yeni anılar biriktirmek için yola koyulmuş. Fakat ne hazin ki bazıları için bu tatil hayali, otel kapısında “sizi burada göremiyoruz” cümlesiyle kabusa dönüşüyor.
Sahte rezervasyon mağdurlarından söz ediyorum. Her yıl binlerce kişi, özellikle sosyal medyada karşılaştığı “lüks tatil %40 indirimli” ilanlarına kanıyor. Hayat pahalılığıyla kuşatılmış dar gelirli bir aile için birkaç bin TL’lik indirim, hayal gibi değil mi? Ne yazık ki bu hayalin arkasında çoğu zaman organize dolandırıcılık şebekeleri var.
Sosyal Medyanın ‘Tatil Tuzakları’
Sosyal medya, artık sadece arkadaşlarla fotoğraf paylaştığımız bir mecra değil. Orada tatil satılıyor, ev kiralanıyor, tur planları yapılıyor. Ancak bu sanal dünya, ‘her şey mümkün’ sloganı altında güvenin de altını oyuyor. Çünkü bir otelin fotoğrafını kopyalamak, sahte bir web sitesi kurmak ve bir IBAN paylaşmak artık bir gencin öğle tatilinde yapabileceği kadar kolay.
Bodrum, Çeşme, Alaçatı, Fethiye… Lüks görünümlü villalar, denize sıfır otel odaları, her şey dahil tatiller… Her şey kopyalanabilir. Peki siz? Siz kendinizi kopyalayamazsınız. O yüzden “tatil için ucuz fırsatlar” ararken aslında umutlarınızı sahtekârlara teslim etmiş oluyorsunuz.
“Bir Telefon Yetmez mi?”
Bülent Kaya isimli bir turizmci geçtiğimiz günlerde önemli bir uyarıda bulundu: “Rezervasyon yaptığınız tesisi arayın. Gerçekten böyle bir anlaşma var mı, sorun. Bu kadar basit.”
Ama yapmıyoruz. Çünkü sorgulamak bize vakit kaybı gibi geliyor. Çünkü sosyal medya akışında karşılaştığımız bir ilan, bizde ‘gerçeklik’ hissi yaratıyor. Halbuki orası bir reklam, hatta belki de bir tuzak.
Yalnızca Tatilciler Değil, Esnaf da Mağdur
İşin bir de ekonomik boyutu var. Tatil hayali suya düşen insanlar, sahte rezervasyonla kandırıldıklarını anladıklarında ya tatillerini iptal ediyor ya da ilk günkü moral bozukluğuyla hiçbir yere gitmeden dönüyor. Esnafın, restoranların, marketlerin gözü önünde geçen ama kendilerine hiç uğramayan bu turistler aslında bölge ekonomisinin de hayal kırıklığı.
Yani sahte bir ilan sadece bir aileyi değil, bir ilçeyi kandırıyor. Turizm sektörü zaten birçok belirsizlikle mücadele ederken, şimdi bir de bu dijital dolandırıcılıklarla uğraşmak zorunda kalıyor.
Devlet Denetimi ve Platform Sorumluluğu Şart
İşte bu noktada kamusal denetimin devreye girmesi gerekiyor. Sosyal medya platformları, bu sahte hesapları tespit edip hızla kapatmalı. Dijital reklam veren firmalar, ilanlarını yayınlamadan önce doğrulama süreçlerine tabi tutulmalı. İnsanları kandıran sahtekârlara “profil silme” cezası değil, ciddi yaptırımlar uygulanmalı.
Çünkü bu sadece bir ‘ekonomik dolandırıcılık’ meselesi değil. Aynı zamanda insanların güven duygusunu, hayal kurma cesaretini, plan yapma özgürlüğünü hedef alan bir istismar biçimi.
Güvenle Başlayan, Gerçekle Biter Tatil
Tatiller hayal kurmakla başlar, ama gerçeklikle tamamlanır. Bu yüzden sosyal medyada karşımıza çıkan her “mükemmel teklif”in arkasında neyin olduğunu sorgulamak zorundayız. “Gerçek olamayacak kadar güzel” tekliflere şüpheyle yaklaşmak artık bir refleks hâline gelmeli.
Çünkü insan bir yıl boyunca çalışıp hayalini kurduğu birkaç gün için kandırıldığında, sadece cüzdanı değil, inancı da incinir.
Ve unutmayın, tatil lüks değildir; ihtiyaçtır. Ama o ihtiyacın içine sahte umutlar karıştırılırsa, geriye sadece kırgınlık kalır.