Yaz ayları geldi. Tatil beldeleri doldu, sahiller taştı. Ama her yaz tekrarlanan o soru yine gündemde:
"Neden Türkiye’de turistik bölgeler bu kadar pahalı?"

Bir bardak limonataya 150 TL, denize sıfır bir şezlonga 1.500 TL, üç kişilik akşam yemeğine asgari ücretin yarısı… Hadi diyelim ki her şey lüks – peki kalite? O kısmı bazen hikâye.

Peki bu fiyatların sorumlusu kim? Esnaf mı? Turist mi? Yoksa biz mi?

"Yabancı ödüyor, yerli niye şikâyet ediyor?"

Bu yaklaşım yıllardır sektörün dayandığı temel savunma cümlesi.
Ama gerçek şu ki; Türk Lirası’nın değer kaybı, yerli turisti kendi ülkesinde “yabancı”ya çevirdi. Avrupa’dan gelen için 100 Euro'luk bir akşam yemeği "makul", ama bizde o hesap bir memurun maaşının çeyreği.

İşletmeler, kur bazlı kazanca o kadar alıştı ki, “yerli müşteri” artık “boş masa” gibi görülüyor.
Bu nedenle Çeşme’de, Bodrum’da, Alaçatı’da – hatta Fethiye, Antalya ve Kapadokya gibi daha geleneksel yerlerde bile – fiyatlar uçmuş durumda.

Gizli Enflasyon: Menüde Yok, Hesapta Var

Türkiye’de bazı yerlerde menüde fiyat yok.
Siz ne yediğinizi değil, kiminle oturduğunuzu, nerede oturduğunuzu ödüyorsunuz.
Fiyatlar dövizle konuşuluyor ama maaşlar TL. Bu dengesizlik, sektörde yapay bir "lüks balonu" oluşturuyor.

Tatil Değil, Gösteri Alanı

Bir başka sorun: Tatil, dinlenmekten çok “gösteri”ye dönüştü.
İnstagram’da story atmak için, şatafatlı bir restoranın önünde poz vermek için gidilen bir Bodrum gecesi, kimileri için yılın "itibar yatırımı".

Talep böyle şekillenince, arz da şekil değiştirdi. Artık müşteri memnuniyeti değil, “müşteri profili” önemli.
Yani mekân sizi değil, cebinizi beğenmek istiyor.

Peki Bu İşin Sonu Nereye Varır?

Bu fiyat politikası sürdürülebilir değil.
Yerli turist küstükçe, iç turizm zayıflıyor.
Yabancı turistler de “pahalı ama değmiyor” demeye başladığında, elimizde sadece boş masalar ve kapanan işletmeler kalabilir.

Turizm Lüks Değil, Haktır

Turizm, sadece döviz kazandıran bir sektör değil; halkın nefes aldığı, aidiyet hissettiği bir yaşam hakkıdır.
Bir ülkenin insanı kendi denizine, kendi gölüne, kendi dağına ulaşamıyorsa; orada sadece ekonomi değil, sosyal denge de bozulmuş demektir.

Fiyatları değil, anlayışı değiştirmek gerek.
Çünkü güzel ülkemizin güzellikleri, yalnızca parası olanlara değil; bu toprağın havasını soluyan herkese ait olmalı.